• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 17 °C

Atatürk'ün yazdığı film senaryosu nerede?

Atatürk'ün yazdığı film senaryosu nerede?
Ölümünün 77. yılında törenlerle anılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Nutuk, Geometri kitabı, Latin harflerinin tatbik edilmesi dışında bir sinema senaryosuna da imza attığı iddia edildi

Sinefesto yazarı Müjdat Arslan,bugünkü yazısında Mustafa Kemal Atatürk'ün, bir film senaryosu yazdığına ilişkin kaynakların bulunduğuna dair bir yazı kaleme aldı.

Arslan'ın yazısından ilgili kısım şöyle:

"Bugün 10 Kasım 2015, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 77. yılında törenlerle anılıyor. Anma merasimlerinin yanı sıra bazı kültür sanat merkezlerinde fotoğraf sergisi, belgesel gösterimleri gibi çeşitli etkinlikler de yapılıyor. Geçmiş yıllarda çekilen ve Atatürk'ün hayatından kesitler sunan filmlerden bazıları da bir ihtimal televizyonlarda yayınlanabilir.


Yazımızın konusu başlıktan da anlaşılacağı gibi Atatürk'ü konu edinen filmlerden biri; Atatürk Sevgisi (Ben Bir İnkılap Çocuğuyum). Çekilen ya da çekilemeyen Atatürk filmi. Bu konuyu yıllarca çabalayarak 2008 yılında gündeme getiren Araştırmacı Yazar Sayın İlknur G. Kalıpçı Sabah Gazetesi'ndeki bir haberde; “26 yıldır Atatürk'ün bilinmeyen yönlerini araştırıyorum.


Tiyatroda, arkeoloji alanında, sporda birçok ilginç bilgi buldum. Sinemaya gelince durdum; ‘burada da yoktur artık' dedim. Ama inanılmaz bir sinema çalışması yaptığını keşfettim.. Böyle bir senaryonun varlığını Münir Hayri Egeli'nin 1994 yılında elime geçen 1954 basımı Atatürk'ten Bilinmeyen Hatıralar adlı kitabında öğrendim..” diyor.


Yine aynı haberde senaryonun yönetmen Biray Dalkıran tarafından film yapılacağı, bunun için 10 kişilik bilim kurulu oluşturulduğunu ve filmin maliyetinin 10 milyon dolar olacağı yazıldı. Daha sonra farklı mecralarda bu filmle ilgili geniş yankı bulan çeşitli yazılar kaleme alındı. Yazıların bir kısmında “Atatürk'ün kendi yazdığı senaryo, Atatürk'ün kaleminden hayatının anlatıldığı film, Atatürk'ün aşkları film oluyor ya da Münir Hayri Egeli'nin Atatürk ile birlikte yazdığı senaryo” konuları işlendi.
Tüm bu yazılar için kaynak olarak bir kitap gösteriliyordu. Yani bu kitap, söz konusu filmin senaryosunu Atatürk ile birlikte yazan Münir Hayri Egeli'nin, ilk baskısı 1954 yılında yapılan ve Atatürk'e dair hatıraların yer aldığı Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık tarafından basılan Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları (104 sayfa) kitabıdır.


Hangisine inanalım? Cumhuriyet döneminin önemli kişilerinden olan Münir Hayri, 1903 yılında doğuyor ve 1970 yılında ölüyor. On parmağında on marifet olan yazar, yönetmen, heykeltraş Münir Hayri Atatürk ile çok defa bir araya gelen, masasında bulunan bir kişidir ve hatıralarını bir kitapta toplamıştır. Egeli'nin hatıralarının yer aldığı kitabın dikkat çekici satırlardan biri “…Atatürk, kendi hayatına ait bir film yaptırmaya karar vermiş ve bana esaslarını dikte ettikten sonra iki defa tashih etmişti. Ben Bir İnkılap Çocuğuyum adını taşıyan bu senaryonun ilk müsveddesini okuduktan sonra ‘Başka neler koymalıyız?' diye sordu. Biraz çekinerek, ‘Bir filmde kadın ve aşk unsuru da aranır. Ama bilmem nasıl emrederdiniz?' dedim. Atatürk derhal anladı. ‘Benim de başımdan aşk hikayeleri geçti.' dedi ve dört hikaye nakletti…

” Bu satırlarda bahsedilen Atatürk'ün aşk yaşadığı kadınlar Emine, Hatice, Makedonyalı Eleni ve Naciye'dir. 137 sayfalık senaryoda Atatürk'ün 1927-1938 yılları arasındaki siyasi kişiliğinden ziyade aşkları ve duygusal yönleri ele alındığı söyleniyor.
Münir Bey, Hatice ve Emine hanımlarla ilgili biraz daha ayrıntıya girdikten sonra Atatürk'ün senaryonun altına bir not düştüğünü söyl
üyor: “Düzeltmelerden sonra iyi bir film olur ve bu senaryonun ruhuna sadık kalınması elzemdir.” Bu notun nerede olduğunu bilmiyoruz fakat Atatürk'ün Münir Hayri için “T.B.M.M Hususî” antetli kağıda yazdığı ve Stj. Av. Hatice Karakuş'un “Hukuk Gündemi Dergisi 2013 – Atatürk Özel Sayısı”nda yer verdiği bir diğer not Milli Kütüphane'de saklanıyor. “Münir Hayri, filmi çevirme işiyle bizzat meşgul olacaktır. Hemen Almanya'ya gidecek, senaryomuzu işleyecektir. Hasan Rıza gereken masrafları benden karşılayacaktır. / İmza: K (Kemal)”


Elimdeki bir kaç kaynak Atatürk'ün Münir Hayri için yazdığı notlar hariç konunun ve anlatılan senaryonun neredeyse tamamına soru işaretleri koymayı zorunlu kılıyor. Zira bütün konuya kaynaklık eden Münir Hayri Egeli'nin Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları kitabının ilk baskısının yapıldığı 1954 yılından tam 7 sene önce 1947'de, Egeli'nin bu konuda yapılmış bir röportajda söyledikleri kitapta yer alan bilgilerle örtüşmüyor. Örtüşmemesi bir yana bir dizi çelişkiyi beraberinde getiriyor.


Şair M. Faruk Gürtunca tarafından çıkarılan Her Hafta Dergisi (Sayı.10) 1947 yılında “Atatürk Sevgisi” başlığı altında yer alan röportajı şöyle duyuruyor: Atatürk Sevgisi, Atatürk'ün hayatında hazırlanmağa başlanmış fakat Şef'in fâni hayata vedası üzerine yarıda kalmış bir filmdir. Bu filmin ilk senaryosunu hazırlayan Münir Hayri Egeli, ilk senaryolarının bazı kısımlarını değiştirerek yeniden çevirmektedir. Bu yazı size Atatürk Sevgisi filmine nasıl ve niçin başladığını ve ne gibi safhalar geçirdiğini anlatmaktadır.” Duyurudan sonra yazı devam ediyor: “… Bir muharririmiz, filmin senaryosunu hazırlayan ve rejisörlüğünü de bizzat yapmakta olan Münir Hayri Egeli'yi bulmuş ve ona henüz açıklanmamış bulunan bazı meçhuller hakkında sualler sormuştur. Kıymetli bir muharrir ve sanatkâr olan Münir Hayri Egeli, önce senaryonun hazırlanışını tarihçesi ile beraber anlattı.” Münir Hayri, kendisinin Cumhuriyet Halk Partisi'nin umumî rejisörü, Parti Genel Sekreteri'nin Recep Peker ve o zaman Film Bürosu Şefi'nin daha sonra Dil Kurumu Sekreteri olan Hasan Reşit Tankut olduğunu söyleyerek söze başlıyor:

“Partide zamanın modern imkanlarıyla bir film tesisatı meydana getiriliyordu. Önce ufak tefek bazı dokümanter filmler hazırladık. Bunlardan alınan neticeler cesaret verdi. Bir inkılap filmi çevirmek kararı verildi. Senaryo hazırlandığı zaman Atatürk duydu. Lütufkâr alâkasını gene esirgemedi. Elleriyle tashih ettiler ve üzerinde “Bay Münir Hayriye gönderilecek” yazılı bir zarfla başyaver Celâl Bey eliyle senaryoyu bana iade ettiler.
1947 yılında Her Hafta Dergisi'nde yer alan röportajdaki bu satırlara göre, 1954 yılında “Atatürk'ün Bilinmeyen Hatıraları” kitabında yazılan “…Atatürk, kendi hayatına ait bir film yaptırmaya karar vermiş ve bana esaslarını dikte ettikten sonra iki defa tashih etmişti.” cümlesini nereye koyacağız? 1947'de senaryoyu Atatürk'ün duyduğunu ve ilgilendiğini söyleyen Münir Hayri, 1954 yılında Atatürk'ün kendi hayatına dair bir film yaptırmaya karar verdiğini ve senaryonun esaslarını kendisine dikte ettirdiğini söylüyor.


Aşk filmi mi aile filmi mi? Filmin içeriğiyle ilgili çelişkilere gelecek olursak, kitapta Atatürk ile aralarında geçen diyalogu Münir Hayri şu şekilde aktarıyor: “Başka neler koymalıyız?” diye sordu. Biraz çekinerek, “Bir filmde kadın ve aşk unsuru da aranır. Ama bilmem nasıl emrederdiniz?” dedim. Atatürk derhal anladı. “Benim de başımdan aşk hikayeleri geçti.” dedi ve dört hikaye nakletti…” Bu ifadelerin yer aldığı kitaptan 7 yıl önce yapılan röportaja bakalım içerikle ilgili Münir Hayri neler söylemiş?


Muharrir soruyor: “Bu filmin mevzuu var mıdır ve mahiyeti nedir?” Münir Hayri cevap veriyor: “Film bildiğiniz gibi mevzulu bir filmdir. Ben Bir İnkılap Çocuğuyum isimli senaryoda vak'anın asıl kahramanı bir öğretmendir. Benim yazdığım müsveddede bir generaldi. Bu şahsiyeti öğretmen haline bizzat Atatürk yaptığı tashihlerde şu cümlelerle tahvil etti: ‘İnkılabı gelecek nesillere götürecek kıvılcım öğretmenlerden fırlayacaktır. Tarık'ın bir öğretmen olması daha uygundur. Ona göre düzeltmeli.'” Münir Hayri, bu düzeltmeleri yaptıktan sonra Atatürk'ün sadece kendisine ait olan sahneleri ve sözleri tashih ettiğini ve “Düzeltmelerden sonra güzel bir film olur” notuyla kendisine geri verdiğini söylüyor ve sözlerini 1954'de yazılan kitapta anlattığı aşk hikayeleriyle hiç alakası olmayan “Böylelikle film bir öğretmen ailesinin çeyrek asırlık hikayesi oldu. Bu hikayenin içine yer yer Atatürk'ün hayatı, sözleri, fikirleri girmektedir. Aslında hikaye bir Türk ailesinin inkılap karşısındaki ömrünün basit bir resmidir.” cümleleriyle sürdürüyor.


Münir Hayri daha sonra İpek Film Stüdyosu'nda ilk hazırlıkların başladığını, tam bu sırada Recep Peker'in C.H.P, Hasan Reşit'in de Dil Kurumu Genel Sekreterliği görevlerinden ayrıldığını, kendisinin de çekildiğini belirtiyor ve ekliyor. “Büyük Ata rahatsızlandı ve film fikri ilk hazırlıklarıyla kaldı.” Röportaj'da bu senaryo ve film ile ilgili bir tarih geçmiyor. Recep Peker, Atatürk ile yaşadığı bir fikir ayrılığından dolayı 1936 yılında C.H.P Genel Sekreterliği görevinden alınır. Gelişmelerden anladığımıza göre film çalışmalarına 1936 yılında son verilir."

Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Ulusal Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim