1. HABERLER

  2. ULUSAL

  3. CHP'li Yasemin Öney Cankurtaran'dan bomba çıkış!
CHP'li Yasemin Öney Cankurtaran'dan bomba çıkış!

CHP'li Yasemin Öney Cankurtaran'dan bomba çıkış!

CHP'li Yasemin Öney Cankurtaran:"Türkiye’de dört dörtlük bir faşizm şöleni yaşanıyor"

A+A-
15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye üzerinde oynanan oyunları. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na 25 Ağustos’ta Artvin Ardanuç Belediyesi hizmet binası açılışına giderken Yanıklı Köyü yakınlarında PKK’nın Roketatarlarla saldırıp bir askerin şehit edildiği suikast girişiminde bulunulması.  CHP Genel Başkan yardımcısı Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri sırasında Aydın da yemek yemek üzere gittiği Restaurant’ta silahlı saldırıya uğraması. Emniyet güçleri tarafından yakalanan saldırganın ülkücü olduğunu açıklaması, hemen akabinde 30 Ekim’de Cumhuriyet gazetesi ve vakfına FETÖ ve PKK terör örgütleriyle suç işlediği iddiasıyla operasyon düzenlenerek 18 kişinin gözaltına alınması. Ülkede bir an nereye gidiyoruz. Neler oluyor sorularını gündeme getirdi. Biz de bu soruların cevabını almak için CHP Genel Başkan yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran’a sorduk.
 
CHP Genel Başkanına bir suikast girişimi yapıldı. Hemen ardından yardımcısına bir silahlı saldırı gerçekleştirildi. Arkasından HDP milletvekillerinin tutuklanması akabinde Cumhuriyet gazetesi yazarlarının, yöneticilerinin tutuklanması... Bunlar size neyi çağrıştırıyor, bunları yorumlar mısınız?
 
Tek cümleyle neyi çağrıştırdığını söyleyeyim: Türkiye’de dört dörtlük bir faşizm şöleni yaşanıyor. Bunun adı faşizm, başka bir şey değil. Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı direkt CHP’ye yapılmış bir saldırıdır çünkü sayın genel başkan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal temsilcisidir. Akabinde sayın Tezcan’a yapılan saldırı, ardından seçimle gelenlerin görevden alınması, halkın sesi olan basının susturulması, basın özgürlüğünün ihlali... Tamamen basının tarafsız, bağımsız olmasına karşı ciddi bir demokrasi ihlaliyle karşı karşıyayız.
 
Muhalif sesi susturmak istiyorlar
 
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan saldırılara baktığımızda aslında direkt olarak muhalif sesin susturulması, sindirilmesi ve bastırılması için korku kültürünün Cumhuriyet Halk Partisi’ne de sirayet etmesi amacıyla yapılıyor. Özellikle sayın Tezcan’a yapılan saldırı, MHP’li oyların AKP’ye yönlendirilmesi için CHP’ye karşı bir provokasyon yapılıp bir şekilde MHP oylarının AKP’ye konsolde edilmesi amaçlanıyor. MHP ile beraber hareket etme amacıyla bir oy konsoldasyonu aslında. Zaten saldırgan tutuklanırken “Bu bana devletin bir şeref madalyasıdır, seninki şerefsizliktir. Sen Aydın’dan olacağına Kandil’den aday ol” diye bağırıyor. Direkt MHP söylemi ile oyların yönünü değiştirmeye çalışıyor.
 
AKP ve MHP’yi tabanda çatıştırmak mı istiyorlar?
 
Aynen öyle. AKP bünyesinde MHP oylarını konsolde etmek bunun amacı. Bir çatıştırma ortamı yaratarak AKP buradan da oy kazanmak istiyor.
 
Şu anda büyük resme baktığımızda, Türkiye’de iç savaşa yönelik tahrikler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
 
Ben bu ülkenin tahriklere gelmeyeceğini düşünüyorum. Biz geçmişte mezhep tartışmaları üzerinden çok büyük kanlı eylemler ve maalesef çok büyük acılar paylaştık, çok büyük sayıda canlar verdik fakat bunların hiçbiri aslında iç savaş değildi. Tamamı belli bir kesime yapılan saldırılardı. Bu topraklarda çok uzun senelerdir iç savaş olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana baktığımızda Kürtleriyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle son derece bütüncül bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkan bir yapı vardır. Özetlersek AKP bugün Türkiye’de kutuplaştırma yaparak, biz siz ayrımını derinleştirerek oy kapma politikası güdüyor.
 
7 Haziran seçimlerinden sonra gir koalisyon ortamı oluşmuştu ama ülke genelinde bir kaos yaratıldı. Ve 1 Kasım’da seçime gidildi. O zaman da “Koalisyon hükümetleri ülkeyi çatışma ortamına sürükler ve başarılı olamaz.” dediler. Başkanlık için de Binali Yıldırım açıklamasında “Başkanlık sistemi gelmezse ülke bölünür, çatışmalar devam eder.” Diyor. Başkanlık sistemi için ülkeyi tekrar bir kaos ortamına mı sürükleyecekler?
 
Bunu iki şekilde cevaplamak istiyorum. İlk olarak 7 Haziran-1 Kasım arasında Türkiye’de, aynen sizin de dediğiniz gibi, bir algı yönetimi yapıldı. Bu algı yönetimlerinde en önemli zemin kaos, belirsizlik ve krizdir. AKP o dönemde bunların hangisini eksik yaptı? Kaos yarattı, belirsizlik çıkardı, kriz ortaya çıktı. Ekonomide de bildiğiniz gibi bir kriz söz konusuydu, Güneydoğu’da da hendek meseleleri ve terörün hortlamasıyla tamamen bir belirsizlik ortamına soktu. Bu bilinçli yapılan bir şeydi.
 
Kemal Sunal’ın filmi gibi
 
Gelelim bugüne. Şu an aynı şekilde “Başkanlık sistemi olmazsa Türkiye bölünür” diyor. Şimdi soruyorum: “1923’ten beri bölünmeyen Türkiye neden son 1 yılda bu söylemi kullanmaya başladı? Siz 14 yıldır parlamenter sistemle ülkeyi yönetirken, sizden önce de 1908’den itibaren yönetilirken bir şey yoktu. Demek ki siz yarattınız bu krizi. 14 yıldır bu ülkeyi yöneten sizsiniz, demek ki siz yarattınız.
 
Yapay olarak siz sistemi kullanılmaz hale getirip tıkıyorsunuz. Ardından da bu tıkanıklığı açmaya çalışıyorsunuz. Kemal Sunal’ın filmi gibi: Camcı sürekli sevdiği kızın camını kırıp daha sonra da gidip tamir ediyordu. AKP de aynısını yapıyor aslında. Önce sistemi tıkıyor, sonra açacak olan benim diyor. Parlamenter sistemin ne tıkanıklığı vardı? 1923’ten beri bölünme kelimesini kullandık mı hiç? Madem istikrarsız bir ortamdayız, 14 yıldır istikrarsız olduğunuzu da kabul ediyorsunuz siz. Binali Yıldırım’ın bu sözü resmen aslında kendi kendilerini deşifre etmedir. Siz Türkiye’yi bölünme noktasına mı getirdiniz diye soralım. Binali Yıldırım önce başbakan olarak söylemlerine dikkat etsin. Sakın halkı yanlış yönlendirmelere gitmesin.
 
Cumhurbaşkanının önce Lozan’ı, sonra Misak-ı Milli sınırlarını tartışmaya açması nedir?
 
Büyük bir hayal peşinde koşmak, maceraperestliktir. Başta cumhurbaşkanı olmak üzere hükümet büyük bir maceraperestliğin peşindedir. Acaba “Birinci cumhuriyetle, misak-ı milliyle, Lozan’la biz sınırları çok dar tuttuk. Bakın ben sınır ötesinde de olacağım, buraları da alacağım, ikinci cumhuriyeti kuracağım, yepyeni bir devlet yapacağım” demek mi istiyor? Neyi yok saymaya çalışıyor.
 
Lozan küçük görülecek, aşağılanacak bir antlaşma değildir. Lozan o günün şartlarında imzalanabilecek bir onur belgesidir aslında. İmzalanabilecek en iyi belgedir, onurumuzdur, gururumuzdur. Kaldı ki Dünya’nın en uzun süre yürürlükte kalan antlaşmasıdır Lozan. Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur.
 
FETÖ’cü darbe soruşturmasını samimi buluyor musunuz?
 

Darbe yapanlara, içinde bulunanlara terörist diyen ilk partiyiz biz. FETÖ kelimesini de ilk biz kullandık, bu konuda hiç taviz vermiyoruz. Fakat AKP FETÖ’cü darbe girişimi soruşturmalarını tamamen kendi lehine kullanmaya başladı. Öyle bir noktaya getirdi ki, KHK’larla OHAL’i ilan etme sebebi olan tehlikeye karşı mücadele etmekle beraber onun yanında muhalif olan her gruba ve özellikle Solcuları da aynı potada eritmeye başlıyor. Kanun “OHAL süresince, OHAL’i gerektiren tehditler ve sebeplere uygun, bunları ortadan kaldırmaya yönelik şekilde KHK çıkarılır” der. Bugün binlerce öğretmeni görevden alırken Eğitim-Sen’e üye olanları alıyorsun. Bunun FETÖ’cülükle ne ilgisi var? Bu sefer sen KHK’yı, Anayasa’nın vermiş olduğu yetkiyi kötüye kullanıyorsun. KHK’lar dediğim gibi OHAL’in sebeplerine uygun, onu engelleyici olarak çıkarılır ve belirli bir süre içindir. Sen öyle KHK’lar çıkarıyorsun ki OHAL bitse de sürekli devam edecek şekilde oluyor.

 
 
Olağanüstü Hal’in bir sivil darbeye doğru evirildiği şekilde mi yorumluyoruz?
 
Biz başta da söyledik, ne dikta, ne sivil darbe. Ancak AKP darbecilerin yapmadığını yapıyor adeta. Darbecilerin darbe yaptıklarında gerçekleştirecekleri şeyleri şimdi AKP devraldı. Cuhuriyet Gazetesi’ne yapılan budur. Eğer darbe başarılı olsaydı, yine Cumhuriyet Gazetesi’ne gelinecekti, yine solculara gelinecekti, yine muhaliflere gelinecekti. Şimdi darbe engellendi, yine aynısı. Darbeyi millet engelledi, demokrasiye herkes sahip çıktı diyorlar. Şimdi sen demokrasiye sahip çıkan bu halkı, kendine muhalif olanı, solcuları, basın özgürlüğünü hedef alıyorsun.
 
Buradan kamuoyuna, STK’lara hatta parti örgütüne ne bir mesajınız var mı?
 
Türkiye korku ülkesi olarak sindirilmeye çalışılıyor. Türkiye rıza yönetimine tabii tutulmak isteniyor. Binali Yıldırım’ın kadınlar nezdinde tüm halk için söylediği şey gibi: Biat et, rahat et. Türkiye’ye bunu vermeye çalışıyorlar. “Bana biat et, rahat et. Aksini görüyorsun bak...” Yani rıza yönetimine tabii tutup toplumun buna karşı bir tepki oluşturmasını engelliyorsun.
 
O yılan gelir bir gün size de saldırır
 
Biz tüm topluma “Sakın tepki üretimi yapmaktan kaçınmayın” mesajı vermeliyiz. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demeyin, o yılan gelir bir gün size saldırır” diyen Aziz Nesin’i de anıyorum. Alman şairin de dediği gibi: “Yahudileri almaya geldiler, Yahudi değildim, ses çıkarmadım. Çingeneleri aldılar, çingene değildim, ses çıkarmadım. Solcuları götürdüler, solcu değildim, ses çıkarmadım. Beni götürmeye geldiklerinde ses çıkaracak kimse kalmamıştı.”
 
Biz solcuyuz, sosyal demokrat bir partiyiz, solu temsil ediyoruz. Bizler ateşe dokunmaktan korkmayız. Aksine biz ateş yanan yerden bir ateş alıp onu yüreğimizde yakıp, direncimizi o alevden alıp devam ederiz. Susmayacağız diyoruz.
HABER: ALİ AVCU
https://avcuali.blogspot.com.tr/2016/11/chpli-yasemin-oney-cankurtaranturkiyede.html
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT