DSP lideri Aksakal ve Erdoğan neyi görüştü? DSP liderinden bomba itiraflar! Açıklaması gündemi sarstı

DSP lideri Aksakal ve Erdoğan neyi görüştü? DSP liderinden bomba itiraflar! Açıklaması gündemi sarstı

Türkiye siyaseti hareketli günler yaşıyor. Erken seçimin gündemden düşmediği bir ortamda dikkat çeken bir ziyaret var. O ziyarete ilişkin açıklamalar geldi..

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanını ziyaret etmişti. Bu ziyaretin ardından gündeme gelen erken seçim ve ittifaklar meselesi giderek yaygınlaşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın DSP lideriyle de temas kurması siyaset dünyasını hareketlendirdi. Muhalefet olası bir erken seçim hazırlığı olarak yorumlarken iktidar erken seçim olmayacak yanıtını veriyor.

Bir çok ankette ise AKP ve MHP oylarının yüzde 50 yi bulamaması ya yeni bir sistem değişikliğini ya da seçim ittifakının genişletilmesini gündeme getiriyor.

Bu kapsamda da İyi Parti'nin tamamen kapıları kapattığı düşünüldüğünde geriye en güçlü alternatif Demokrat Parti - Saadet Partisi ve DSP gibi partiler kalıyor.

Demokrat Parti duruyoruz durduğumuz yerde diyerek ittifaktan ayrılmadıklarını ilan etti. Oysa Başta Hürriyet yazarı Ahmet Hakan olmak üzere çok sayıda isim Demokrat Parti'nin ittifaktan gittiğini iddia ediyordu. Bu iddia yalan çıkınca Ahmet Hakan Özür dilemek zorunda bile kalmıştı.

Şimdi ise Demokratik Sol Parti ittifak iddialarıyla gündemde. Konuyla ilgili Açıklamalarda bulunan Genel Başkan Önder Sakal Cumhurbaşkanı Erdoğan ile neler konuştukları hakkında açıklamalarda bulundu.

Önder Aksakal'ın açıklamaları kısa sürede gündeme oturmayı başardı.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Erdoğan ile görüşmesinde neler konuşulduğunu açıkladı.

Independent Türkçe'den Abdulhakim Günaydın'ın sorularını yanıtlayan Aksakal'ın röportajı şöyle:
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir görüşme yaptınız. Görüşmede neler konuştunuz? İttifak konusu gündeme geldi mi?


Erdoğan ile görüşmemiz çok spesifik bir hale getirildi. Ancak konu anlatıldığından farklı bir boyutta. DSP olarak Erdoğan'ın ekonomi ve hukuk reformu açıklamasıyla ilgili bir çalışma yaptık. Bu hususlardaki önerilerini başta Cumhurbaşkanı olmak üzere TBMM Başkanı, Adalet Bakanı, Meclis'te temsil edilen siyasi parti liderlerinden eş zamanlı randevu talebinde bulunduk. Randevu talebimize ilk yanıt CHP'den geldi ve Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştük. Ve bu İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi şeklinde devam etti. 30 Aralık itibariyle de Erdoğan ile görüştük. Görüşmede yaptığımız çalışmaları kendisine sunduk. Ülkenin güncel konularına ilişkin düşüncelerimizi iletme imkanımız da oldu. Soruda belirttiğiniz üzere olası bir erken seçim veya zamanında yapılacak seçimlere ilişkin bir ittifak görüşmesi ya da seçimlere ilişkin bir davranış birlikteliği konusunda bir görüşmemiz olmadı.

"Zengin ile fakir arasındaki uçurum her geçen büyüdü"


İttifak konusunun sürekli olarak gündeme getirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye'de gerçekten ekonomi alabildiğine sıkışık bir noktaya geldi. Zengin ile fakir arasında uçurum her geçen gün daha da büyüdü. Buna 2020'nin başlarında başlayan pandemi süreci de eklenince devletin yükümlülükleri daha da arttı. Esnaflara, memurlara, ek katkılar sunmak zorunda kalması, gerek sosyal yaşamda gerekse de ekonomik yaşamda devlet desteğinin hesap edilenin çok üzerinde bir noktada gündeme gelmesi ekonomiyi daha da sıkışık hale getirdi.

Bunun yanında yeni bir süreç olarak başlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi işleyişinin mevcut hükümet tarafından da çok işler bir yapı olmadığı konusu gündeme gelmeye başladı. Evet, ortaya bir anayasa değişikliği konuldu ancak arzulanan düzeyde bir başarı elde edilemedi ya da umulanın sağlanamadığı görüşü ağır basmaya başlayınca erken seçim tartışmaları tekrar gündeme getirildi. Hükümetin 18-19 yıllık metal yorgunluğu da üstüne eklenince tartışmalar biraz daha alevlendi. Erdoğan'ın Saadet Partisi'nden Oğuzhan Asiltürk'ü ziyaret ederken Meclis dışındaki partiler ile görüşmeye devam edeceğini söylemesi ve DSP ile görüşmesi, muhalefet tarafından ya da erken seçimi arzulayanlar tarafından köpürtülerek gündeme getirildi.

"Anayasanın ilk üç maddesi DSP'nin kırmızı çizgisidir"


Demokratik Sol Parti'nin ittifak ile ilgili kriterleri nelerdir?


Konuyla ilgili birçok defa görüşlerimizi paylaştık. DSP'nin kuruluş ve varoluş gerekçesine uygun bir kırmızı çizgisi var. Anayasanın ilk üç maddesinde tanımlanmış olan kriterler DSP'nin kırmızı çizgileridir. Bunlarla hesabı olanların, bunlar üzerinden politika yapanlarla bizim herhangi bir şekilde ne doğrudan ne de dolaylı bir iş birliğimiz asla ve asla söz konusu olamaz. 

"Önceki örnekler reformun uygulanmasını şüpheli hale getiriyor"


Erdoğan, 2021'in reform yılı olacağını söyledi. Hem ekonomik hem de hukuk anlamında gerçek bir reform olacağını düşünüyor musunuz?


Tabii bu çok göreceli bir konu. Öncelikle şunu söylemek isterim. Anayasa değişikliği sürecinde uyum yasaları konuları gündeme gelmişti. Yeni anayasa ile mevcut hukuk düzeninin birbiri ile uyumlu hale getirilmesi hususu anayasa hükümlerine göre altı ay içerisinde gerçekleşmesi gerekir. Bu altı ay içerisinde gerçekleşmedi. Bunu uygulaması gereken mekanizma elbette ki hükümet ve Meclis'tir. Meclis'teki etkin güç olan hükümet ve birlikte hareket ettiği MHP bunları gerçekleştirme imkanı yaratamadı.

Bu reformların yapılabilirliğinin gerçekleşmesini biraz zayıflatıyor. Bunun yanında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) Anayasa Mahkemesi'ne taşınabiliyordu. Bazı KHK'lar hala kanunlaştırılamadı. Anayasaya göre bir süresi var ve o süre içerisinde kanunlaştırılması gerekiyor. Bu örnekler önümüzdeki süreçte yapılması arzulanan reformu şüpheli hale getiriyor. Yani tereddütler hasıl oldu. Bizde bunu gözlemliyoruz. 
 
"Milli duruşumdan dolayı sağcı sayıyorlarsa söyleyecek sözüm yok"


Demokratik Sol Parti'nin önceki başkanlarının hangi tarafta yani sağda mı solda mı olduğuna ilişkin bir tartışma yoktu. Ecevit dahi hepsinin sol görüşlü olduğu ifade edildi. Size yönelik ise "sağcı" mı "solcu" mu bilemiyoruz diyenler var. Buna ilişkin yorumunuz nedir?


Bu bakış açısına göre değişir. Yeri geldikçe söylemişimdir. Öncelikle DSP adında da yer aldığı gibi Türkiye'de şu an siyaset arenasında seçimlere katılma yeterliliği içerisinde bulunan tek sol partidir. Evrensel sol değerleri, ülkemizin kendi özgür koşullarıyla harmanlayıp, özellikle inançlara saygı ve laiklik ilkesini Türk siyaset hayatına kazandıran parti DSP'dir. DSP'nin Genel Başkanı, kendisini doğduğundan beri solcu bilen ve solcu hisseden memur bir ailenin çocuğudur. Yükseköğrenimini de en zor koşullarda tamamlamış birisidir. 12 Eylül faşist darbesini yaşamış, onun her türlü ceremesini çekmiş, siyasi yaşamının beş yılını hapislerde, 15 yılını da siyasi yasaklı geçirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağının tekliği ve bölünmez bütünlüğünü savunuyorum. Toprak üzerinde yaşayan her bir ferdin hangi etnik kökene ve inanca sahip olursa olsun ülkenin birinci sınıf vatandaşı olduğuna inanıyorum. Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran ahalinin adı Türk milletidir" dediği gibi. Milli duruşumdan dolayı beni sağcı sayıyorlarsa söyleyecek sözüm yok. Ama sağcılık ve solculuk kavramı milli ve manevi değerler üzerinden değil ekonomi politikaları üzerinden değerlendirilir. 

"Böyle bir para varsa bize göstersinler hemen bağışlayalım"


DSP'nin iktidara yakın iş adamları tarafından fonlandığı iddia ediliyor. Buna ilişkin yorumunuz nedir?
Hakikaten böyle bir bilgi ya da bir kaynak varsa bilenler bize göstersin, bizde bilelim. DSP, 2002 yılından beri hazine yardımı almıyor. Çalışmalarını üyeleri ve seçimlerde aday olanların katkı ve destekleri ile sürdürüyor. Bu iddiayı şiddetle reddediyorum. Bu konuda bilgi ve duyusu olan varsa veya paranın nerede olduğunu bilen varsa bize göstersinler hepsini bağışlamayı vadediyorum. Tek kuruşunu istemiyoruz. Böyle bir para varsa bize göstersinler, hemen bağışlayalım. 

Kaynak : Independent Türkçe MUHABİR : Abdulhakim Günaydın

İlgili Haberler