Üsküdar Üniversitesi'nden Alzaymır, Nedenleri Ve Tedavi Yöntemlerine İlişkin Değerlendirme

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan:- "Alzaymır hastalığı dünyanın gelecekteki en önemli halk sağlığı sorunu olmak üzere"- "Kişi yatkınlık genleri taşıyorsa, ailede de depresyon varsa ve aynı zamanda depresyon tedavisiz kalmışsa alzaymır için risk olabilir"

Üsküdar Üniversitesi'nden Alzaymır, Nedenleri Ve Tedavi Yöntemlerine İlişkin Değerlendirme
Yayınlanma Tarihi : 25 Eylül 2022 12:30

İSTANBUL (AA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şu anda dünyada 50 milyon civarında alzaymır tanısı alınmış kişi olduğunu, bu rakamın 2050 yılında 150 milyona çıkacağının öngörüldüğünü belirterek, "Alzaymır hastalığı dünyanın gelecekteki en önemli halk sağlığı sorunu olmak üzere." ifadelerini kullandı.

Üsküdar Üniversitesi'nden yapılan açıklamada Nevzat Tarhan'ın, Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmelere yer verildi.

Unutkanlık, alzaymır ve demansın birbirleriyle bağlantılı olduğunu, bu bağlantının da yumurta-tavuk ilişkisine benzetilebileceğini aktaran Tarhan, "Alzaymır, unutkanlık ve mutluluk dediğimiz üçgen. Genellikle alzaymır hastalığında bu ikisinin rolü var. Bir kimsenin kronik depresyonunun olması ve mutluluğun az olması demek. İkincisi de zaten kronik depresyonda beynin bilgi depolama rezervleri zayıflıyor. Tedavisiz kalan depresyonda bilgi depolama rezervleri kullanılmaya kullanılmaya yavaşlıyor, köreliyor. Bu da unutkanlığa sebep oluyor." ifadelerini kullandı.

Tarhan, kronik depresyonlularda genel alzaymır oranının genel ortalamanın 3-4 misli daha üstünde olduğunu belirterek, "Fakat 'her kronik depresyon alzaymıra dönüşür' demek değildir bu. Kişi yatkınlık genleri taşıyorsa, ailede de depresyon varsa ve aynı zamanda depresyon tedavisiz kalmışsa alzaymır için risk olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Depresyonla alzaymırın nedensellik bağının olduğuna işaret eden Tarhan, "Fakat bu yüzde 100 alzaymır olacak demek değil, sadece risk artırıyor. Tıpkı diyabeti olanlarda kalp hastalığı riskinin yüksek olması gibi... Risk yüksektir ama her diyabetli kalp krizi geçirmiyor. Fakat riski artırıyor." açıklamasını yaptı.

Alzaymırın önlenmesinde yaşam şeklinin de önemli olduğunu vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:

"Kalbe iyi gelen beyne de iyi geliyor. Mesela kilo almamak, damar koruyucu beslenmek, Akdeniz diyeti yapmak gibi... Kalp sağlığıyla ilgili böyle yaşam önerileri kardiyologlar ve dahiliye uzmanları tarafından tavsiye edilir. Bu tavsiyeler, aynı zamanda büyük oranda beyin dostudur ama sadece bunlar yetmiyor.

Beyin sağlığının korunmasında fiziksel aktiviteler de çok işe yarıyor. Günde 5 bin adım yapılan yürüyüş kalp ve beyin dostudur. 40 yaşından sonra herkesin günde en az 5 bin adım yürümesi gerekiyor. 5 bin adımı doldurmuyorsa ileri yaş için risk vardır."

- "Alzaymır 5 yılda bir misli artıyor"

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "beyin dostu" bir yaşamda en önemli şeyin beyni iyi kullanabilmek olduğuna işaret ederek, "Şu anda dünyada ortalama yaş arttı. Şu an Türkiye'de ortalama yaş 80'lerde. Kadınlarda 80'i buldu. Erkeklerde 76'yı buldu yaş ortalaması." ifadelerini kullandı.

Her 5 yılda alzaymır hastalığının bir misli arttığını aktaran Tarhan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bütün dünyada böyle, sadece Türkiye'de değil. 5 yılda bir misli artıyor. Ama Avrupa ülkelerinde alzaymır sabit kaldı. Orada nüfus durduğu için alzaymır oranı sabit kaldı. Dünyada şu anda alzaymırın yayılma hızında 5'inci sıradayız. Bunun nedeni nüfusun hızlı yaşlanması. Yani yaşlı nüfus çoğalıyor. Genç nüfus azalıyor. Türkiye'de makas tersine döndü. Bu da ciddi bir şekilde küresel etkilerin sonucu ortaya çıktı. Nüfusumuz azalmaya doğru gidiyor."

Şu anda dünyada 50 milyon civarında alzaymır tanısı alınmış kişi olduğunu, bu rakamın 2050 yılında 150 milyona çıkacağının öngörüldüğünü aktaran Tarhan, alzaymır hastalığının dünyanın gelecekteki en önemli halk sağlığı sorunu olmak üzere olduğunu belirtti.

Alzaymırın önlenmesinde beynin iyi kullanılmasının önemini vurgulayan Tarhan, "Beyin, sinir sisteminin merkezi olarak hizmet eden bir organdır. Kolumuzu ya da bacağımızı yanlış kullanırsak sakat oluruz. Aynı şey beyin için de geçerli. Beynimizi kullanabilmek, alzaymırda en önemli kritik bilgidir. Beyni kullanmayı bilen bir yaşantıda alzaymırla ilgili risk bile varsa alzaymır olmuyor. Çünkü beynimiz bir kuyu gibidir. Kuyudan su çektikçe kuyu nasıl açılırsa beynimiz de kullandıkça açılır." değerlendirmesinde bulundu.

- "Rutin ve konfor beyni köreltir"

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan, zihinsel zorlayıcı ve ilginç aktivitelerle meşgul olmanın, rutinin dışına çıkmanın önemli olduğunu vurgulayarak, "Rutin beyni köreltir. Konfor beyni köreltir. Konforlu yaşam beyni köreltir. Onun için zihinsel olarak zorlayıcılık gereklidir." ifadelerini kullandı.

Alzaymırın en erken belirtisinin daha önce gündüz uyuma alışkanlığı olmayan birinin gündüz şekerlemelere başlaması olduğuna dikkati çeken Tarhan, şunları kaydetti:

"50 yaşından sonra bir kimse durup dururken uyuklamalara başlıyorsa alzaymırın öncüsü olabilir. Unutkanlığı küçümsememek gerekiyor. Yaşa bağlı unutkanlıklar vardır. Bu normaldir. Ama ‘Bu yaşa geldik bu kadar unutkanlık olur’ dememek gerekiyor. Eğer aileden anne ya da babadan birisinde unutkanlık varsa, diyelim 50 yaşına gelmiş birinde unutkanlık başlamışsa dikkat etmek gerekiyor. Bu tip hastalar için teste başlıyoruz. Bu testte yaş grubu normatif veri tabanı var. Bazılarının beklentisi çok yüksek oluyor. Unutkanlık var aslında, yaşa uygun unutkanlığı ama beklentisi çok yüksek. O ‘Hiçbir şey unutmayacağım’ diyor. Bu mümkün değil."

Alzaymırın kalp, tansiyon gibi sadece bireyi değil, tüm yakın çevresini etkileyen bir hastalık olduğunu aktaran Tarhan, "Alzaymır aile hastalığıdır. Bütün aileyi etkiliyor, bakım artıyor, sosyal davranışlar değişiyor, kişi artık evini bulamamaya başlıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak:Haber Kaynağı