• BIST 93.616
  • Altın 209,347
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 15 °C

Elvan: “Tek Adam Arayacak Olursak O Da Sayın Kılıçdaroğlu”

Elvan: “Tek Adam Arayacak Olursak O Da Sayın Kılıçdaroğlu”
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun söyledikleriyle 40 yalanın belini büktüğünü belirterek, yeni anayasa değişikliğini "tek...

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun söyledikleriyle 40 yalanın belini büktüğünü belirterek, yeni anayasa değişikliğini "tek adamlık gelecek" diye eleştiren Kılıçdaroğlu'nun 7 kez yenilmesine karşın genel başkanlığı bırakmadığını söyledi. Elvan, "Tek adam arayacak olursak o da Sayın Kılıçdaroğlu" dedi.

Kalkınma Bakanı Elvan, referandum çalışmalarına devam ettiği Mersin'de, TGRT'nin canlı yayın konuğu oldu. HiltonSA Otel'de gerçekleştirilen canlı yayında, anayasa değişikliğine ilişkin soruları yanıtlayan Elvan, Mersin'de havanın gayet güzel olduğunu belirterek, "Çok yoğun tempoda tüm arkadaşlarla birlikte çalışıyoruz. Gayet iyi gidiyor. Önümüzde kalan 2-3 haftalık süreçte çok daha iyi noktaya geleceğimizi düşünüyorum. Bir hafta, 10 gün önceye göre kıyasladığımızda daha iyi noktaya gittiğimizi görüyorum. "Evet" yönünde bir eğilim olduğunu görüyoruz" dedi.

"Kılıçdaroğlu, söyledikleriyle 40 yalanın belini büküyor"

"Şu anda Kılıçdaroğlu da söyledikleriyle 40 yalanın belini büküyor" diyerek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiren Elvan, "En çok "tek adamlık, diktatörlük gelecek" deniliyor. Bu söylemi dile getiren kişi Kılıçdaroğlu. Kendisi hatırlarsanız "oyumu artıramamam halinde ben genel başkanlığı bırakacağım" dedi. Oyunu artıramamasına rağmen genel başkanlığı bırakmadı. 7 kez yenildi. Tek adam arayacak olursak o da Sayın Kılıçdaroğlu. Bir de "ben seçimle geldim" diyor. Sayın Cumhurbaşkanımız seçimle gelmedi mi? Hem de vatandaşımızın yüzde 52 oyu ile Cumhurbaşkanı oldu. Şimdi yeni sistemde ne olacak? Vatandaşlarımızın oylarının yüzde 50'sinden fazlasının oyunu alarak ancak hükümet olabileceksiniz. İkincisi, her türlü denetime tabi olacaksınız. Üçüncüsü, çıkaracağınız kararnamelerde bir sınırlama getiriliyor. Sadece verilen yetki, yürütmeye, icraata yönelik bir kararname çıkarma yetkisi verilebiliyor" diye konuştu.

Güçlü bir yürütmenin en büyük arzuları olduğunu vurgulayan Elvan, "45-50 yıla baktığımızda, hatta çok partili hayatımıza baktığımızda deneyimli olan liderlerin söylediği tek bir şey var, o da güçlü bir iktidar, güçlü bir yapı mutlaka olması gerekir. Türkiye'nin büyümesi, kalkınması için bu gerekiyor. Şimdi tek adam denetime tabi olur mu? Olmaz. Tek adam seçimle gelir mi? Gelmez. Tek adama yargı yolu açık olur mu? Olmaz. Diktatör de diyorlar. Bunların hepsine baktığımızda demokrasinin gereği neyse o yapılıyor. Halkın yüzde 50'sinden fazla oyunu alacaksınız. Halk diyecek ki, sen hükümet ol. İkincisi seni, hükümeti, icraatı, yürütmeyi denetleyecek olan yine halkın seçtiği milletvekilleri var diyecek. Üçüncüsü, yargı yolu açık olacak. Böyle diktatörlük olmaz" şeklinde konuştu.

"Sayın Kılıçdaroğlu da evetçi kardeşlerimizin çadırına gitsin"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "hayır" çadırını ziyaret etmesiyle ilgili de Elvan, "Sayın Cumhurbaşkanımız "hayır" çadırını ziyaret etti ve neden evet verilmesi gerektiğini hayırcılara anlattı. Bizim tavsiyemiz de Sayın Kılıçdaroğlu'na evetçi kardeşlerimizin çadırına gitsin ve neden evet denmesi gerektiğini bu kardeşlerimiz ona anlatsınlar diye düşünüyorum. Çünkü artık yalan makinesinin bile devrelerini bozabilir. Çünkü yalan üzerine yalan söylüyor. Keşke anayasanın 18 maddesini konuşsa, teker teker ele alsa, bunları dile getirse. Biz memnuniyet duyarız. Maalesef bunları yapmıyor. Ne diyor? "Bir gecede muhtarlıklar kaldırılabilir', "150 tane başkan yardımcısı atayabilir." Yalanın da bu kadarına pes yani. Muhtarlıklar kararname ile düzenlenecek bir husus değil, onu bile bilmiyor. Anayasanın 127. maddesini açsın okusun. Muhtarlıkların kararname ile düzenlenemeyeceğini görür, kanunla düzenleme yapılabileceğini öğrenir. Biz iktidara geldiğimizde bakan sayısı 36'ydı. Biz bakan sayısını 25'e düşürdük. Biz halkımızın her zaman bize hesap soracağı anlayışıyla hareket ederiz. Onların öyle bir kaygısı yok. Onlar sürekli kaybettiği için, halktan güçlü bir destek alamayacağı için öyle bir kaygısı yok. Varsın yalan söyleyeyim, ne olacaksa olsun düşüncesi içinde hareket ediyor. Halbuki, vatandaşa karşı son derece bilinçli, son derece sorumlu hareket etmesi gerekir. Ağızdan söz bir kere çıkar. Maalesef o kadar çok yalan söylüyorlar ki, bunlarla uğraşmanın doğru olduğunu düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

"Bu sistemde gensorunun işi yoktur"

Yeni sistemde meclisin daha da güçleneceğini vurgulayan Elvan, "Birincisi cumhurbaşkanının her türlü denetimi meclis tarafından yapılacak. Cumhurbaşkanına sorumluluk gelecek ve meclisin, yargının denetimine açıyoruz. Şu anda sadece vatana ihanetten yargılanabiliyor ama meclis araştırma komisyonu kurabiliyor, araştırma yapabiliyor, yazılı soru önergesi verebiliyorsunuz, soruşturma komisyonu kurabiliyorsunuz. Yeri geldiğinde de Yüce Divan'a sevk edebiliyorsunuz. Meclis, yargı denetimine tabi. Meclis gerekirse bir-iki maddelik kanunla cumhurbaşkanının çıkardığı kararnameyi iptal edebilir. Kanun her zaman kararnamenin üzerinde olan bir şeydir. Meclis daha da güçlenmiş olacak. Şu anda milletvekilleri genellikle bir kanun sunmaktansa hükümetin hazırladığı bir kanun tasarısını mecliste görüşüp, kanunlaştırıyoruz. Bir de gensoru ve güvenoyuyla ilgili de konuşuyorlar. Gerçekten demokrasinin ne olduğunu bilseler, demokrasinin gereklerinin ne olduğunu bilseler bunu söylemezler. Zaten halk yüzde 50'nin üzerinde güvenoyu veriyor. Halkın güvenoyu vermiş olduğu bir hükümeti tekrar halkın seçmiş olduğu meclise bir daha niye güven oyuna sunalım? Zaten halk bunu yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 4 kez gensoru verilmiş. Şu anda zaten bir yürütme ve yasamayı birbirinden ayırıyoruz. Yürütmeyi denetime tabi tutuyoruz. Bakan yemin dışında mecliste bulunmayacak. Mecliste bulunacak olanlar halkın doğrudan seçmiş olduğu milletvekilleri olacak. Yasa ile ilgili çalışmaları milletvekilleri yürütecek. Dolayısıyla bu gensoru işi özellikle son yıllarda hep kötüye kullanılmıştır. Meclisi oyalamak için her hafta bir gensoru verilmiştir. Bu sistemde gensorunun yeri yoktur" dedi.

Hükümete yetkiyi halkın verdiğinin altını çizen Elvan, "Halk yürütmeyi gerçekleştir, icraat yap, yol, köprü yap, bana hizmet sun diye veriyor. Diğer taraftan halk meclise başka bir yetki veriyor. Ona da diyor ki, yasama faaliyetlerini sadece sen yapacaksın. Yasama faaliyetleriyle sadece sen ilgileneceksin diyor. Dolayısıyla kuvvetler ayrılığı ilkesini tam anlamıyla yerine getirmiş oluyoruz. Özellikle CHP'nin sık sık gündeme getirdiği bir konu, "kuvvetler ayrılığı ihlal ediliyor, kuvvetler ayrılığı güçlendirilmelidir" diye söylemler söylüyordu. Şimdi biz bunu gerçekleştiriyoruz. Benim şu anda iki şapkam var. Hem yasama faaliyetlerinde bulunuyorum hem de bakan olduğum için yürütmedeyim. Bir taraftan yürütme içinde icraattayım, bir taraftan da yasama faaliyetlerinde bulunuyorum. Bunu birbirinden ayrılıyorum. Olması gereken de bu. Özellikle Türkiye'miz dünyanın bir anlamda yeniden dizayn edildiği, şekillendirildiği bir dönemde güçlü bir hükümet, güçlü bir yasama, bağımsız ve tarafsız bir yargıya ihtiyacımız var" diye konuştu.

"'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" söylemi lafta kalmayacak"

Bürokratların atanmalarına da değinen Elvan, şunları söyledi: "Bugün zaten Sayın Başbakanımız vali, emniyet müdürü, müsteşar atarken, bakan öneriyor, Başbakanımız imzalıyor. Yine yürütmenin bir diğer parçası Cumhurbaşkanımız imzalamıyor mu? Şu anda Başbakanımız partimizin genel başkanı değil mi? Partimizin genel başkanı ama 80 milyonu elbette kucaklamak zorundasınız. Cumhurbaşkanı da elbette 80 milyonu kucaklayacak. "Şu bana oy vermedi, dolayısıyla ben ona farklı davranayım" diyebilir misiniz? Diyemezseniz, mümkün değil bu. Halkı kucaklamak zorundasınız. Bizim anlayışımız da hep bu olmuştur zaten. Bugüne kadar bizim yaklaşımımıza baktığınızda gerçekten halkı kucaklayan, milletle bütünleşen, halkla kaynaşan, devlette milleti bütünleştiren bir yapının içerisinde olduğumuzu görüyoruz. Demokrasinin de gereği budur. Eğer siz halkı söz sahibi yapmazsanız, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" söylemini ifade edebilirsiniz ama "kayıtsız şartsız" ifadesini düşürürseniz "egemenlik milletindir" lafta kalıyor. Lafta kalmayacak, egemenlik gerçek anlamda kayıtsız ve şartsız milletin olacak. Millet ne derse o olacak."

"Seçimi yenileme yetkisi emniyet sibobu olarak konmuş bir şey"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, cumhurbaşkanının meclisi feshetme yetkisi olduğu yönündeki iddiası anımsatılarak, "Sizce fesih var mı" sorusu yöneltilen Elvan, Kılıçdaroğlu'nun kelimelerle oynayarak bir yere gidemeyeceğini vurguladı. Söz konusu değişikliğin son derece anlamlı ve doğru olduğunu söyleyen Elvan, değişiklikle hem cumhurbaşkanının hem de meclisin seçimi yenileme yetkisine sahip olacağını ifade etti. Elvan, "Öyle anlar gelebilir ki, yürütmeyle yasama arasında ciddi bir sıkıntı çıkabilir. Böyle bir durumda eğer sıkıntının kaynağı meclis ise yürütmenin başı seçimi yenileyebilir. Bu, seçilecek olan cumhurbaşkanının aleyhine bir durumdur, çünkü seçimi yenileme kararı alıyor. Diyelim ki, bir yılın sonunda seçimi yeniledi, 4 yıl kaybedecek cumhurbaşkanı. Seçimi yenilemesinden dolayı da halkın belki muhalefeti söz konusu olacak. Dolayısıyla bu sık uygulanabilecek bir düzenleme değil. Belki hiç uygulanmayacak, belki çok nadir uygulanabilecek bir düzenleme. Emniyet sibobu olarak konmuş bir şey. Meclisin cumhurbaşkanı üzerinde, cumhurbaşkanının da meclis ile herhangi bir kriz çıkması halinde iki tarafın da seçimi yenileme hakkı verilmesi söz konusu" dedi.

"Yürütme ile yasamanın birbirini dengeleyen bir kontrol mekanizması gibi düşünülmeli"

Meclis seçimi yenilediği takdirde milletvekillerinin bir kaybının söz konusu olmayacağının altını çizen Elvan, şöyle devam etti:

"Ama cumhurbaşkanı seçimi yenilediği takdirde meclis sona erecek, kendi görevi de sona erecek. İki dönem cumhurbaşkanı olma hakkı var, daha fazla yok. Şöyle düşünün, bir yılın sonunda cumhurbaşkanı seçimi yenileme kararı verdi, 4 yılını kaybetti. Seçim yenilendi, yeni bir meclis oluştu, tekrar cumhurbaşkanı seçildiğini düşünün aynı kişinin, ikinci yılın sonunda da tekrar seçime gittiğini düşünün, 3 yıl da oradan kaybetti, toplam 7 yılı kaybetmiş oldu, 3 yıl görevde kalmış oluyor. Dolayısıyla cumhurbaşkanının normalde bu tür bir girişimde bulunması beklenemez, ancak gerçekten memleketin beka meselesi ortaya çıktığı zaman, ülkemiz için son derece kritik bir süreçten geçtiğimizin anlaşılması halinde, mecliste bir sıkıntı bu çerçevede olduğunu düşünmesi halinde bu tür bir uygulamaya gidebilir. Ama mecliste böyle bir sınırlama yok. Meclis seçimi yenilediği takdirde bir milletvekili 3 kez de 5 kez de 7 kez de milletvekili olabilir. Herhangi bir kısıtlama söz konusu değil. O nedenle bunu aslında bir anlamda yürütme ile yasamanın birbirini dengeleyen bir kontrol mekanizması gibi düşünmek lazım."

"Türkiye'de 600 milletvekili sayısı Avrupa'ya göre oldukça düşük"

Kılıçdaroğlu'nun, milletvekili sayısının 600'e çıkarılmasını eleştirmesini de değerlendiren Elvan, milletvekili sayısı 450'den 550'ye çıktığında Türkiye'nin nüfusunun 59 milyon olduğunu ve Kılıçdaroğlu'nun partisinin de hükümet ortağı olduğunu anımsattı. Avrupa ülkelerinden örnekler veren Elvan, "Fransa'nın nüfusu 66 milyon, milletvekili sayısı 925, Türkiye'nin nüfusu 80 milyon, milletvekili sayısı 600. Almanya'ya bakıyoruz, 82 milyon nüfusu var, 667 milletvekili var. İspanya'ya bakıyoruz, 44 milyon nüfusu var, aşağı yukarı bizim nüfusumuzun yarısı kadar, milletvekili sayısına bakıyoruz 616. İtalya'ya bakıyoruz 60 milyon nüfusu var, 952 milletvekili var. Türkiye'de 600 rakamı Avrupa'daki ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük. Dolayısıyla milletin temsili, temsil edilen kitle sayısı son derece önemli. O açıdan baktığımızda 600 milletvekili sayısı son derece makul" ifadelerini kullandı.

"9 milyon gencimiz mecliste temsil edilmesin mi?"

CHP'nin gençlerin milletvekili seçilmeleri ve 18 yaş düzenlemesine yönelik eleştirilerini de yanıtlayan Elvan, Kılıçdaroğlu'nun, "Bakkalın, manavın, işçinin, memurun çocuğu milletvekili olamayacak ama zenginlerin çocuğu milletvekili olacak" sözlerini anımsatarak, şunları söyledi:

"Herhalde o kendi partisini kastediyor. Çünkü AK Parti'ye baktığımızda, işçi çocuğu da bakkal çocuğu da manav çocuğu da kasap çocuğu da var. İnadına biz işçi çocuğunu, bakkal çocuğunu, manav çocuğunu inşallah bu anayasa değişikliği yapılsın, biz yine milletvekili yapacağız."

Türkiye'de 18-25 yaş grubu arasında 9 milyon genç bulunduğuna dikkat çeken Elvan, vatandaşlarla buluşmalarında esnafın da iş adamlarının da kadınların da mecliste temsilcileri olmasını istediklerini aktararak, "Peki, gençlerin temsilcisi niye olmasın? Gençlerin sorunlarını dile getirecek, gençlere yönelik yapılacak olan düzenlemelere katkı sağlayacak olan gençlerin temsilcisi neden olmasın? 9 milyon gencimizi temsil eden 3-5 arkadaşımız olsa bundan ne zarar çıkar? Bunu anlamak mümkün değil. Seçme hakkına sahip gencimiz, seçilme hakkı vermiyoruz. Seçme hakkına sahipse seçilme hakkını da verelim. 9 milyon gencimizin de meclisi temsili sağlansın. Biz bunu istiyoruz. Bir başka şey daha söylüyor Sayın Kılıçdaroğlu; "bunlar milletvekilliği sona erdikten sonra emekli olacaklar." Böyle bir şey söz konusu değil. İşçimiz, memurumuz hangi yaşta emekli olacaksa gençlerimiz de o yaşta emekli olacaklar" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun "Bakanlar ömür boyu dokunulmazlığa sahip olacaklar" şeklinde bir ifade kullanarak yine yalan söylediğini belirten Elvan, "Bakanlığı bittiği anda dokunulmazlığı da kaldırılıyor. Bakanlık döneminde yapmış olduğu bir iş ve işlem varsa elbette o meclisin sürecine tabi. Ama bakanlığı bıraktıktan sonra eğer suç işlemişse o suçun cezasını görecektir, herhangi bir dokunulmazlığı söz konusu değildir" diye konuştu.

"Cazibe merkezlerine beklentimizin çok üstünde talep var. 85 milyarlık talep var"

Son olarak cazibe merkezleri ile ilgili soruyu yanıtlayan Elvan, cazibe merkezi konusunda çok yoğun talep olduğunu kaydederek, "85 milyarlık bir talep var. 350 binin üzerinde istihdam öngörülüyor ve inanılmaz bir talep, bizim beklentimizin çok çok üstünde bir talep var. Kalkınma Bakanlığımız şu anda bu projelerin her birini değerlendiriyor. İnşallah referandum sonrası firmalarımızı desteklemeye başlayacağız. Bu alanda en önemli hususlardan bir tanesi yatırımcılarımız için yatırım yerinin tahsisi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz dahil organize sanayi bölgelerimizin büyük bir kısmı dolu durumda şu anda, birkaç ilimiz hariç. Yeni OSB'ler oluşturma yönünde yoğun bir çabamız var ve organize sanayi bölgesi kurulması süreçlerini de çok kısaltacağız. Küçük sanayi sitesi kurulma süreçlerini çok kısaltacağız. Yatırımcının önündeki en büyük engellerden birisi olan yatırım yeri tahsisi hususunu tamamıyla çözeceğiz 16 Nisan sonrası. İnşallah hep birlikte "evet" diyerek hem yatırımcılarımızın önü açılacak hem Türkiye'mizin önü açılacak. Zaten şu anda uluslararası arenada ekonomiyle ilgili birçok yazar da 16 Nisan'da güçlü bir "evet" ile çıkması halinde Türkiye'nin büyüme performansının çok daha yüksek olacağı, Türkiye'de istikrarın daha da sağlanacağı, "hayır" çıkması halinde de bazı risklerin taşındığı ifade edilmekte. Biz şuna inanıyoruz; milletimiz her zaman istikrardan yana olacaktır, bu ülkenin geleceğinden yana olacaktır, bu ülkenin bekasını her zaman ön planda tutacaktır. Siyasi istikrar olduğu müddetçe ekonomik istikrar olur. Ekonomik istikrar varsa yatırım vardır, üretim vardır, ihracat vardır. Bu referandum meselesi bir siyasi parti meselesi değildir, bir memleket meselesidir. Vatanını, milletini, devletini, bayrağını seven her bir kardeşimin tabi ki "evet" demesini bekliyoruz" dedi.

Kaynak : İHA

Kaynak: Haber Kaynağı
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Ulusal Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim