• BIST 104.862
  • Altın 230,226
  • Dolar 5,4794
  • Euro 6,2177
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 14 °C

Kafama Takılan Noktalar

Cengiz ÇETİK

*DİLİMİZ: Bir ulusun içine düştüğü zorluklar karşısında yapması gereken ilk şeylerden birisi de dilini yabancı dillerin kirliliğinden kurtarmaktır. 


Dil kötüyse, ardından gelen her şey zincirleme kötü olur. Anlayan da dinleyen de olmaz karşında.
Eğitim gerilerse, insanların düşüncesi de geriler. İşi de hayat görüşü de geriler. Geri olan Hiçbir şey ilerleyemez. Ve üretici olamaz. Hep tüketici olarak karşımız da olur. Düşünemeyen toplumlar, üretemeyen toplumlar; ucuza çalışan köle olur bedeniyle. Ekonomik olarak tutsak olur, güçlülerin yanında. Avuç açar, aç kalmamak için hayatta. Beyin değil mide gelir öncelikle. Midesi öncelikli iken düşünmez kendisinin ve çevresinin geleceğini. Hele bir de akıl giderse gör o zaman deliliğin kaç para ettiğini.


Atatürk:”Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” der. (1933)
“Konfüçyüs’e bir gün sordular:
 - Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap verdi:


- Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Ve dinleyicilerin hayret dolu bakışları karşısında sözlerini sürdürdü:


- Dil düzensiz olursa, sözler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, adetler ve kültür bozulur. Adetler ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”


Gorge Orwell, 1930'lu yıllarda: "Milletler dil yoluyla çökertilir. Ve bir takım sürüler haline getirilir. Böylece birbirleriyle anlaşmaları ya da, belirli sloganlardan başka bir şey anlamaları imkânsız hal gelir bu kalabalıkların. Kitleselleşmiş bu kalabalıkları bir değnekle istenilen yola götürmek mümkündür." bugün tv kanallarından, gazete adlarına kadar yabancı sözcüklerle çalışmayı sever hale geldik. İşyeri isimlerinden çocuklarımızın adlarına kadar yabancı isimlere özeniyoruz. Neden? Çocuklarımıza aldığımız giysilerden oyuncaklarına kadar, hep yabancı isimleri olanlara özendiriliyoruz. Neden? Bu içten içe çürümüşlüğe giden yol mu değil mi? Bir bilen yok mu içinizde? İşte öyle bir şey...
 * VERGİ: Memurlar ne kadar zengin değil mi? Bir düşünsenize; peşin vergi veriyor devlete. Birçok meslek kuruluşu sahiplerinden bile yıllık ödediği vergi fazladır. Hiç düşündünüz mü? Kimlerdir, bunlar; memurlardan daha iyi bir hayat sürüp, memurlardan daha az vergi ödeyenler? Nerdeyse açlık sınırında kendini gösterip, memurdan az vergi verenler, hiç düşündünüz mü? Onlar da memurlar gibi ay sonunu nasıl getireceğini mi hesaplıyor? Yoksa yarın hangi tatil köyüne gitsem diye mi düşünüyor? Bu toplumumuzu rahatsız edenleri bilmek hakkımız. Ayrıca, bu yanlışlıkların düzeltilmesini istemek de hakkımız değil mi? Bu ülke hepimizin. Ayakta durabilmesi için; herkesin üzerine düşen sorumluluğu yapması gerekir. Vergisini de yurdunu seven yurttaş olarak zamanında vermesi gerekir. Halkını aldatan, gün gelir kendini de aldatır.


Dertsiz tasasız gününüzü olsun. Ama yine de içinizden bazılarının istemese de derdi olacaktır. Yine de her şey gönlünüzce olsun derim. Sevgi ve saygılarımla...
Cengiz ÇETİK

 

Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Ulusal Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim