• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C

'Sanayileşmenin Etkilerinden Antarktika Kıtası da Payını Aldı'

'Sanayileşmenin Etkilerinden Antarktika Kıtası da Payını Aldı'
Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül, sanayileşmeyle üretilen bazı kimyasalların atmosferik hareketlerle Antarktika kıtasına kadar ulaştığını tespit ettiklerini söyledi.

Antarktika kıtasında, 2016 yılında bilimsel araştırmalar yapan Türk ekibinde yer alan Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Halim Aytekin Ergül, "Antarktika Yarımadası Sediment ve Biyota Örneklerinde Toksik ve Biyojenik Bileşenlerin Araştırılması" projesi kapsamında sanayileşmeye bağlı kimyasalların kıtadaki yaşam koşullarına etkisini araştırdı.

Ergül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2016 yılında Türkiye'nin 7 üniversitesinden 13 akademisyenin Antarktika'da 2 hafta süren araştırmalar gerçekleştirdiğini, Prof. Dr. Bayram Öztürk öncülüğündeki bu bilimsel seferin Türk bilim tarihi açısından ilk olduğunu anımsattı.

Ekibin iklim değişikliği, buzullar, yabancı türler, kirlenme, denizsel biyoçeşitlilik, koruma alanları, deniz memelileri ve botanik konularında araştırmalar gerçekleştirdiğini aktaran Ergül, Antarktika'nın bilimsel çalışmalar dışında hiç kimsenin yaşamadığı ve üzerinde toprak paylaşımı için kan dökülmeyen hiçbir savaşın yapılmadığı tek kıta olduğunu anlattı.

Ergül, 2016 yılında başlayan bilimsel çalışmaların sonuçlarını almaya başladıklarına işaret ederek, "Arkadaşlarımızın seferde elde edilen verileri kullanarak şimdiye kadar yayınlamış olduğu bilimsel çalışmaların sayısı beş. Hala görüşülen, yayın aşamasında olan çalışmalar var." dedi.

"Tarım ve böcek ilacının var olduğunu gördük"

Antarktika'da sanayileşmenin etkilerinin araştırıldığı çalışmanın tamamlandığını aktaran Ergül, şöyle konuştu:

"Özellikle tüketilebilir balıklardaki kirletici madde birikimlerini incelemeyi amaçlamıştım. Kirletici maddelerden kastım petrol türevleri, yine çok az miktarları ile bile kanserojen etki gösterebilen dioksin türevi bileşiklerin ve tarım ilaçlarının bu canlılarda ne kadar biriktikleriyle ilgili bir çalışma yürüttük. Maalesef her üçünün de kıtada var olduğunu kanıtlarıyla birlikte elde ettik ve daha önce kıtadan rapor edilmemiş kimyasalların oraya ulaştığını ilk defa göstermiş olduk. Sonuçlar aslında birbirinden ilginçti. DDT (tarım ve böcek ilacı) olarak hepimizin bildiği yaygın olarak 1940'lardan 1970'lere kadar kullanılan, ama daha sonra yasaklanan kimyasalların kıtada var olduğunu gördük."

"Antarktika da pırıl pırıl, temiz değil"

Ergül, Antarktika'da tarım yapılmadığını, bu kimyasalların atmosferik taşınımlarla geldiğini, hatta DDT'nin parçalandıktan sonra oluşan türevlerin besin zincirine bağlanıp aktarıldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Sanayileşme ve nüfus artışına paralel olarak üretilen tarım ilaçları başta olmak üzere bazı kimyasalların, atmosferik hareketlerle kıtaya ulaştığını tespit ettik. Sanayileşme, gittikçe artan nüfus, modern tarım, bu şekilde olumsuz sonuçların meydana gelmesini ne yazık ki etkiliyor. Tabii atmosferik taşınımların yanı sıra etkili olan başka unsurlar da var ama atmosferik taşınımlar, özellikle moleküllerin hareket etmesini sağlayan sıcaklık gibi etkenlerin katkısıyla oluyor. Antarktika'da çok ilginç bir şey oluyor. Orası çok soğuk. Sıcaklığın etkisiyle oraya kadar taşınan moleküller artık orada başka bir sıcaklıkla karşılaşmıyorlar ve çöküp kalıyorlar. Soğuk tutulması gibi. Dolayısıyla kirleticilerin nihai birikim yerleri oluyorlar."

Bir başka etkinin de Antarktika'da yaz döneminde gerçekleştirilen turistik faaliyetler sırasında meydana geldiğini vurgulayan Ergül, "Bu faaliyetler sırasında çok dikkatli olunsa bile gemilerden kaynaklanan bazı atıkların birikmiş olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla dünyanın en temiz yeri de olsa insanoğlu bir şekilde orayı da etkiliyor. Ne yazık ki Antarktika da dünyamızdaki sanayileşme ve hızlı nüfus artışından payını aldı. Dolayısıyla Antarktika da pırıl pırıl, temiz değil. Ne yazık ki kirleticilerin de orada biriktiğini görüyoruz. Kirleticilerin besin zincirine bağlandığını, balıkların dokusunda da yerleşik olduğunu görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kaynak: Haber Kaynağı
Etiketler:
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Ulusal Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim