Altaylı, kendisini hazırladığını belirttiği kaybına ilişkin, “İlber’in bu seneyi çok zor çıkaracağını biliyorduk. Geçen hafta kendisini ziyarete gittik, pazar günü Celal Şengör’le beraber gittim, pazartesi günü de Murat Bardakçı’yla birlikte gittik. Çok da iyi gördük kendisini. En son sohbetimizde Murat, ben ve İlber üçümüz dedikodu yapıyorduk. Bayılırdı dedikoduya. Son görüşüm güleryüzüyle oldu, o yüzden çok mutluyum” ifadelerini kullandı.
Sağlık sorunları nedeniyle Koç Üniversitesi Hastanesi’nde bir süredir yoğun bakımda tedavi gören, geçen pazar gününden bu yana entübe edilen tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti.
İki gün önce yazdığı köşe yazısında yakın arkadaşı Ortaylı için “dua edin” diyen Fatih Altaylı, vefat haberinin ardından Sözcü TV yayınına telefonla bağlanarak açıklamalarda bulundu.
"Kendisine hiç bakmadı"
Arkadaşının son günlerini ağlayarak anlatan Altaylı, şu ifadeleri kullandı:
“Hayattaki en yakınlarımdan birini kaybettim. Hepimiz kaybettik. Yerine koyamadığımız insanlardan bir tanesi. İlber’in bu seneyi çok zor çıkaracağını biliyorduk. Son bir senedir sağlık durumu çok sıkıntılıydı, kendisine hiç bakmadı. Hayata hep eğlence gözüyle bakıyordu. Son bir yıl içerisinde durumu sürekli kötüye gitti. Yüksek şekeri vardı, hiçbir zaman kontrol etmedi. Ben cezaevinden çıktıktan sonra aradı, ‘Hadi yemeğe gidelim’ dedi. Biraz gırgır yaptık, sonra bir daha aradı, ‘Son bir program çekelim’ dedi. ‘Niye acele ettin?’ dedim. ‘Hastaneye yatıyorum’ dedi, prostat ameliyatı için.”
"Onu görmek nasip olmadı"
Kendisinin sağlık durumu nedeniyle Ortaylı’yı vefatından önce göremediğini söyleyen Altaylı şöyle devam etti:
“Geçen hafta kendisini ziyarete gittik, pazar günü Celal Şengör’le beraber gittim, pazartesi günü de Murat Bardakçı’yla birlikte gittik. Çok iyi gördük kendisini. Ertesi gün de benim bir ameliyatım vardı, ‘Birkaç gün gelemeyeceğim’ dedim. ‘Hastaneden çıkar çıkmaz sana geleceğim’ dedim ama ben hastaneden çıktığımda onu yoğun bakıma kaldırmışlardı. Onu görmek nasip olmadı. Gözlerini açar gibi oldu, herkes umutlandı ama daha sonra tekrar kötüye gitmeye başladı. Yarım saat, 45 dakika önce de epey uğraşılmasına rağmen ne yazık ki geri dönmedi.”
"‘İlber, canına yazık’ diyorduk, ‘Yok, ben seviyorum’ diyordu"
Ortaylı’nın “durmak bilmeyen” kişiliği hakkında da konuşan Altaylı, şu sözleri söyledi:
“Hayatı böyle yaşamayı seviyordu. Gezsin, yeni yerler keşfetsin, eski keşfettiği yerleri tekrar tekrar deneyimlesin, oralarda yeni dostluklar edinsin, bayılıyordu buna. Aynı günde üç şehirde konferans veriyordu. ‘İlber, canına yazık’ diyorduk, ‘Yok, ben seviyorum’ diyordu. Hep böyleydi, hiç durmadı. İstanbul’a geldiğinden beri bir dakika durmadı.”
"Eğer Türkiye bir gün bilmeyi seven insanların ülkesi olacaksa burada İlber’in fonksiyonu çok büyük olacaktır"
“Türkiye hafızasını mı kaybetti?” sorusuna karşı çıkan Altaylı, “Türkiye hafızasını kaybetmez” diyerek şöyle devam etti:
“Türkiye hafızasını kaybetmez ama Türkiye eşi benzeri pek az bulunan bir aydını kaybediyor. Onun aklındakiler, kafasındakiler o kadar fazla şeydi ki… Pek az insanda bu kadar birikim vardır. Son yıllarda yoğun bir bilim üretimi yapmıyordu ama muazzam bir kültürü insanların üzerine püskürtüyordu. Bilgiyi sevdiren adam oldu. Bilmenin önemini anlattı. Eğer Türkiye bir gün bilmeyi seven insanların ülkesi olacaksa burada İlber’in fonksiyonu çok büyük olacaktır. Hepimize bilgiyi sevdiren adam olacaktır. En son sohbetimizi kayda aldım; Murat, ben ve İlber üçümüz dedikodu yapıyorduk, anlatamam. Bayılırdı dedikoduya. Çok güzel dedikodu yapmıştık. Son görüşüm güleryüzüyle oldu, o yüzden çok mutluyum.”