Mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığına getirilen Gürsel Tekin, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’a geleceğini duyurdu.
Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı ilk paylaşımda, “Türkiye’nin sakin gücü, birleştirici lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’a geliyor” ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu için 25 Haziran Perşembe günü saat 08.00’de Dudullu Çamlıca Gişeleri’nde karşılama yapılacağını duyuran Tekin, “İstanbul tek yürek, Genel Başkanını bekliyor” dedi.
‘GELİN MANŞETİ YERİNDE GÖRÜN’
Tekin, daha sonra yaptığı paylaşımda da karşılama çağrısını yineleyerek, “Yarın sabah Çamlıca gişelerinde olacağız. Kaç kişi olduğumuzu siz sayın. Gelin, manşeti yerinde görün” ifadelerini kullandı.
Karşılamaya ilişkin tartışmalar sürerken Tekin, yeni bir paylaşım daha yaptı. “Bizler diğerleri gibi masaların değil, sokakların insanlarıyız. Rantın değil, halkın insanlarıyız” diyen Tekin, bazı çevrelerin şimdiden “çeşitli yaftalar üretmeye başladığını” söyledi.
‘KARŞILAMA İPTAL PAYLAŞIMLARI YAPILIYOR’ DEMİŞTİ
Gürsel Tekin, aynı paylaşımında karşılama programının iptal edildiği yönündeki paylaşımlara da değinerek, “Karşılama iptal paylaşımları yapılıyor. Korkmayın. Ya arınacağız ya arınacağız” ifadelerini kullandı.
Ancak Tekin, sabah erken saatlerde yaptığı yeni açıklamada Kılıçdaroğlu’nun İstanbul programının iptal edildiğini duyurdu.
Tekin, “Sevgili yol arkadaşlarım, genel başkanımızın bugün gerçekleştirmesi planlanan programı iptal edilmiştir. Bilginize sunar, anlayışınız için teşekkür ederiz” açıklamasını yaptı.
‘KATILMAMAMIN DAHA DOĞRU OLACAĞI KANAATİNE VARDIK’
Etkinliğin neden iptal edildiğine dair açıklama Kılıçdaroğlu’ndan geldi.
Kılıçdaroğlu, programı siyasi tartışmalara neden olmamak amacıyla iptal ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.
Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir. Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık.
Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır. Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.”
AŞURA MESAJI
Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Aşura mesajı da verdi.
ABD-İsrail saldırısında öldürülen İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney için “şehadete yürüdü” diyen Kılıçdaroğlu, rahmet diledi.
Kılıçdaroğlu’nun mesajı şöyle:
“Ehl-i Beyt’in asil soyunu ve ahlakını göğsünde taşıyan kıymetli kardeşlerim, İnancımızın hadimi saygıdeğer inanç önderleri,
Yüreği Kerbela’nın dinmeyen ateşiyle yanan, Hüseyni duruşu rehber edinen resulü Zişan’ın can evlatları;
Hepinize saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Bugün buraya, İslam tarihinin ve tüm insanlığın kalbine kor bir ateş gibi düşen o büyük acıya, Kerbela’ya yüreğimizi açmaya geldik. Konuşmaya değil, aslında susarak kalplerimizin feryadını dinlemeye geldik. Gözyaşlarımızı birbirimizin yarasına merhem kılmaya geldik. Peygamber efendimizin reyhanı ve ciğer paresi, zulme karşı açan gönüller çiçeği Hz. Zeynep’in gözünün nuru, Cennet gençlerinin efendisi olan Şah-ı Şehidan Hz. Hüseyin’in ve yoldaşlarının aziz ve temiz ruhları huzurunda saygı ve minnetle eğiliyorum. Tuttuğunuz oruçlar, akıttığınız gözyaşları, Şah-ı Merdan Ali’nin ve Fatıma anamızın divanına yazılsın. Mateminiz Hak katında kabul ve makbul olsun.
‘İNSANLIĞIN ADALET MÜCADELESİNİ ANIYORUZ’
Değerli Kardeşlerim, Can Yoldaşlarım;
Kerbela; üzerinden asırlar geçse de sönmeyen bir kordur, kor sıcağında her Muharrem ayında yüreğimizi dağlayan yürek coğrafyasıdır. Bizler bugün sadece bir insanlık katliamını anmıyoruz; bizler bugün Fırat’ın kenarında susuz bırakılarak şehit edilen, insanlığın adalet mücadelesini anıyoruz. Sadakati, insanlık onurunu ve ahlakı anıyoruz.
Kardeşlerim; Kerbela’da, güçlü olana, hırsı sahiplenlere, dünya malına ve zalime tapan bir Yezit ordusu vardı; diğer yanda ise sadece ahlakı, kardeşlerim bakınız ahlakı ve hakkı ve insanlığı müdafaa eden, müdafaa ederken canından vazgeçen ama onurundan asla ödün vermeyen Hz. Hüseyin ve canlar vardı.
Kardeşlerim, Kerbela’da insana üflenen ruha ihanet etmeyen, Yezitlerin zulmüne karşı canını verip onurunu yerde bırakmayan bir ruh vardı. Orada dostlarım, bizler vardık ve bizler hep orada ve hep o ruhla var olacağız.
Can kardeşlerim, Bizler bu topraklarda Horasan harcıyla, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Hz. Ali’nin ve Ehli Beyt’in nefesiyle büyüdük. Bu nefesin ruhu bir cümlede saklıdır: “Eline, beline, diline sahip olmak.” Eline sahip olmak; yetim malına, kul hakkına el uzatmamaktır. Zulmün kılıcını kuşanmamak, harama el sürmemektir. Beline sahip olmak; nefsinin kölesi olmamak, ahlaktan, edepten, iffetten ve sadakatten zerre kadar sapmamaktır. Diline sahip olmak ise; yalana, iftiraya, fitneye, gıybete geçit vermemektir. İncinsek de incitmemek, her sözü hakikat süzgecinden geçirerek söylemektir.
‘DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA KERBELALAR YAŞANIYOR’
Dostlarım, Bugün dünyanın dört bir yanında yeni Kerbelalar yaşanıyor. Mazlumlar yine susuz, masum çocuklar yine ağlıyor. İnsanlık onuru ayaklar altına alınmak isteniyor. Bizim safımız, dün Kerbela’da olduğu gibi bugün de yarın da tereddütsüz mazlumun yanıdır. Mezhebine, meşrebine, inancına, etnik kökenine bakmaksızın, haksızlığa uğrayan her canın feryadı bizim feryadımızdır. Caferi kardeşlerimizin yüreğindeki bu kor ateş, hepimizin ortak acısı, ortak matemi ve ortak onurudur. Bizi mezhep fitnesiyle bölmek isteyenlere, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara karşı en büyük kalkanımız; bu meydandaki tek yürek, tek bilek oluşumuzdur.
‘ŞEHADETE YÜRÜYEN ALİ HAMANEY’İ SAYGIYLA ANIYORUM’
Değerli Canlar, Sözlerimi bitirirken, yüreğimizi yakan o büyük acıyı bir kez daha tazeliyor; İmam Hüseyin’i, Zeyneb-i Kübra’yı, Ali Ekber’i, Ali Asgar’ı ve Kerbela’nın tüm aziz şehitlerini sonsuz bir saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Amerika işgaline canını vererek ama işgale geçit vermeyerek şehadete yürüyen Ali Hamaney’i, emperyalistlerin saldırısında cennete kuş olup uçan 175 evladımızı ve işgalcilere geçit vermemek adına toprağa düşen her bir canı saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad mekanları cennet olsun.
Cenab-ı Hak bizleri Ehli Beyt’in yolundan, Hz. Hüseyin’in ahlakından ve adaletinden ayırmasın. Bu muazzam merasimi düzenleyerek acımızı ve inancımızı ortaklaştıran kıymetli isimlere ve emeği geçen tüm canlara şükranlarımı sunuyorum. Matemimiz kabul, birliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun. Hepinize en derin saygılarımla, sevgilerimle ve hürmetle selamlıyorum. Ve son olarak buradan bütün dünyaya sesleniyorum, Evet Yezidler bitmez ama yezitlere baş eğmeyen Hüseyni ruhlar hep var olacaktır. Eline, beline ve diline sahip olanlara bin selam olsun.”