Mahfi Eğilmez
Babam bana derdi ki: “Çok yakından tanımadığın insanlar hakkında yorum yaparken üç kez düşün.”
Bu çerçeveden hareketle genellikle sistemle uğraştım, kişiler hakkında pek yorum yapmadım.
Bu prensibimi dün İsmail Kartal için bozdum. Kendisini tanımıyorum; sadece bir Fenerbahçeli olarak uzaktan izliyorum.
İstifa ettikten sonra, ricalara hatta baskılara rağmen geri dönmemesini onurlu bir tavır olarak karşıladım. Bu tavır Fenerbahçe’nin aleyhine olabilirdi ama ülkeye verilmiş bir ders niteliğindeydi. O açıdan çok değerli buldum. Dün öğleden önce, İsmail Kartal’ın istifadan geri dönmeme kararını alkışlayan ve bu onurlu davranışın herkes için örnek olması gerektiğini anlatan bir tweet attım.
Bütün kavramların alt üst olduğu bir ülkede Kartal’ın bu duruşu beni umutlandırmıştı.
Akşam saatlerinde Kartal’ın göreve geri döndüğü haberleri çıktı. Önce inanamadım. Bu yazıyı yazana kadar Kartal’dan tersine bir açıklama bekledim. Öyle bir şey olmadı.
Bu durumda o tweette yazdıklarım boşa çıkmış oldu. Bunun üzerine, ilk kez —umarım son kez olur— attığım bir tweeti sildim.
Bu yazıyı yazarken de İsmail Kartal’ın dönüp dönmediğini hâlâ bilmiyorum.
Artık bilmek de istemiyorum.
Babamın öğütlerini genellikle dinlerim. Onlar benim için her zaman yol gösterici oldu. Bu kez onu dinlemedim. Yakından tanımadığım bir kişi hakkında yorum yaptım. Ve hata ettim.
Babam haklıymış.