• BIST 94.219
  • Altın 252,170
  • Dolar 5,8343
  • Euro 6,5347
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 25 °C
» »

Şirin Payzın, Ekrem İmamoğlu'nu anlattı

Şirin Payzın, Ekrem İmamoğlu'nu anlattı
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı adayı Ekrem İmamoğlu, dün gazeteci Şirin Payzın'la bir araya gelmişti.

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı adayı Ekrem İmamoğlu, dün gazeteci Şirin Payzın'la görüşmüştü.


Şirin Payzın bu görüşmenin ardından bugün T24 Gazetesi'nde yayımladığı yazısında Ekrem İmamoğlu'nu anlattı.

Şirin Payzın'ın yazısı şöyle;

"Ekrem İmamoğlu ile tanıştım…

Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğinde ve sonrasında tanışmamıştım.

Doğruya doğru Beylikdüzü’nde neler yaptığını da pek bilmiyordum.

Bugün ilk defa dinledim kendisini.

Öncelikle, kendinden emin ve rahat bir insan.

Genç ama kararlı görünüyor.

Beylikdüzü’nde yaptığı işlere çok güveniyor dolayısıyla “kazanacağım” hissini verebiliyor.

Klasik CHP’li bir siyasetçi için alışılmışın dışında bir özgeçmişi var.

Trabzonlu .

Dedesi İstiklal Savaşı gazisi, Atatürk hayranıymış.

Muhafazakâr ve sağ partilere oy veren bir aileden geliyor.

Babası Anavatan Partisi ilçe başkanlığı yapmış bir dönem.

Üniversite okumaya KKTC’ye gittiğinde günde 5 vakit namaz kılarmış .

Üniversite’de ilk defa sosyal demokrasi ile tanışmış.

Futbol oynamaya meraklı. Arkadaşlarının çoğu sosyal demokrat görüşlü olduğu için onlardan etkilenmiş.

20 yıldır CHP’li ve kendini sosyal demokrat olarak tanımlıyor. Hem köylüyüm hem kentliyim diyor.

Annesi çiftçi ama kendi parasını kazanan bir emekçi, babasından hiç para, harçlık almazmış. O gün bugündür ‘kadınların ekonomik özgürlüğünün mutlaka olması gerektiğine’ inanıyor.

İş hayatına gelince,

İlk iş tecrübesi, inşaat malzemesi satan babasının kamyonunda şehir şehir gezmek. Sonra babasıyla birlikte uzun yıllar müteahhitlik yapmış.

Arada bir de köfteci dükkanı açma macerası var. Güngören’de Akçaabat köftecisi açmış ama ustanın köftelerini beğenmeyince Trabzon’a gidip köfte nasıl yapılır öğrenmiş.

Kendisini ‘sürekli öğrenen, öğrenmeye aç bir öğrenci’ olarak tanımlıyor.

Sahaflardan kitap almaya meraklı, kitap topluyor.

Özel merakı Trabzon üzerine yazılmış kitapları toplamak.

Şehirlere mimar gözüyle bakmayı, Ermeni mimar Zekaryan Mildanoğlu’ndan öğrenmiş.

Trabzon’u onunla gezince kent estetiği ve dikey yapılaşma konusunda farklı düşünmeye başlamış.

Büyük İstanbul depreminden sonra babası ile birlikte sahip oldukları müteahhitlik firmasında çok katlı bina yapmama kararı almışlar.

Belediye başkanı seçildikten sonra

Beylikdüzü’ndeki ‘büyük’ başarısını yatay yapılaşmada ısrar etmesine ve yeşil alanı ihmal etmemesine bağlıyor. Bir de başta kadınlar olmak üzere gençlere, çocuklara sosyal alanlar yaratmanın önemini anlatıyor.

Beylikdüzü klasik müzik ve caz konserlerine her kesimden binlerce insanı çekmeyi başarmış.

Kültür, sanata önem veriyor.

“Ben müteahhit olarak ailelere sadece konut satmadım aynı zamanda okul buldum, sağlık ocağı kurdum, oyun alanı yaptım, spor alanı yaptım” diyor

Beylikdüzü’ne belediye başkanı seçilince de bu bakış açısını devam ettirmiş .

Her kesimle konuşacak konusunun, dertlere çözüm önerisinin olduğunu savunuyor.

Cami yapmak istemiş, büyükşehir “CHP’li belediye cami yapıp oy toplamasın diye izin vermemiş o da kaçağa yönelmiş. “Büyükşehir cami yıktı” dedirtmemek için yıkamamışlar.

Merkezi yönetim köstek olsa da hem kaynak hem de proje yaratılabileceğini savunuyor. Seçilirse, “Belediyelerde partizanlık dönemini bitireceğim” diyor.

Bu vaadine CHP’li belediyeler de dahil.

‘Kadın kollarına’ değil ‘kadın örgütlenmesine’ inanıyor.

Çocuklara kent bilinci aşılanmasının önemli olduğunu düşünüyor

“Yaşayacakları şehri hayal etsinler, bir gün onlar da belediye başkanı olmayı hedeflesinler” diye en çok gençlerle ve çocuklarla görüşmeyi seviyor, okul gazetelerine röportajlar veriyor.

Kadınların siyasette ve belediyecilikte sayılarının ve etkilerinin artmasını savunuyor.

“İstanbul’da 700 bin fakir ailenin çocuğu yaşıyor. Bunlara iş, aş, kalkınma sağlamak en büyük projem” diyor. ‘Çılgın projelere’ karşı, sosyal kalkınmadan yana!

Son olarak kendinize bir slogan bulun dedim; cevabı şu oldu:

“Önce İstanbulluların aşkını, gönlünü kazanacağım sonra kalkınma projelerimi anlatacağım.”

İzlenimlerim, duyduklarım böyle; değerlendirmesini size bırakıyorum…"

Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Ulusal Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim