Yılmaz Özdil AKP'yi muhalefet yerine kimin yeneceğini açıkladı

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'den flaş seçim yazısı. Muhalefete şans vermeyen Özdil aslında AKP'yi kimin yeneceğini açıkladı.

Yılmaz Özdil AKP'yi muhalefet yerine kimin yeneceğini açıkladı
Yayınlanma Tarihi : 17 Eylül 2021 20:59

9 Seçim kaybetmiş Kemal Kılıçdaroğlu koltuğunda oturmaya devam ederken ve bir türlü umut olamayan muhalefet liderlerinin sayısı hızla artarken AKP'de de büyük bir güç kaybı yaşanıyor.

Hemen hemen yayınlanan bir çok seçim anketinde AKP'deki kararsızların sayısı da hızla artıyor. Ancak muhalefete de seçmen şans tanımıyor.

Bugüne dek AKP'yi iktidarda tutan iki ana unsur vardı. Birincisi tabanındaki büyük destek. İkincisi ise muhalefetin bir araya gelememesi ve vizyonunun eksik olması.

Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP ve Bahçeli liderliğindeki MHP her seçimde Erdoğan'ın en büyük destekçisi oldu.

Bahçeli yönetimi desteğini açıktan sürdürürken , Kılıçdaroğlu yönetimi ise değişime izin vermeyerek AKP'yi güçlendirmeye devam etti.

Ancak gelinen noktada muhalefete rağmen AKP'de büyük bir düşüş olduğunu artık herkes görmeye başladı. Sözcü gazetesi yazarlarından Yılmaz Özdil bugünkü köşesinde dikkat çeken bir yazı yazarak AKP'nin nasıl yenileceğini açıkladı.

İşte Yılmaz Özdil'in yazısından ilgili bölüm

Vatandaşa şirin görünmek için marketlerde “fahiş fiyat” denetimleri filan yapıyorlar ama…

Aslında fiyatlar artmıyor.

Ucuzlayan biziz.


 
Aynı parayı ödeyip aynı ürünü alamıyorsak, ürün aynı ürün olduğuna göre, karşılığında verdiğimiz para artık aynı para değil demektir.

Şöyle izah edeyim…


 
Çok sevdiğim bir davranış deneyidir.

Amerikalı ve Hollandalı biliminsanları, Sarah Brosnan ve profesör Frans de Waal tarafından Emory Üniversitesi laboratuvarında gerçekleştirildi, sonuçları Nature dergisi'nde yayınlandı.

Deneyin başlangıcında, iki maymunu, ayrı ayrı iki kafese koyuyorlar, maymunlar birbirini görmüyor, kafeslerin önünde küçük pencereleri var, maymunlara o pencerelerden birer çakıltaşı veriliyor, sonra bu çakıltaşını iade etmeleri karşılığında birer üzüm tanesi veriliyor, sonra yine birer çakıltaşı veriliyor, iade etmeleri karşılığında birer salatalık veriliyor, 15 defa tekrarlanıyor, çakıltaşını veriyor, üzümü alıyor, çakıltaşını veriyor, salatalığı alıyor, hiç sorun yok, maymunlar gayet memnun, alışveriş tıkır tıkır işliyor.

Deneyin ikinci bölümüne geçiliyor.

Maymunlar yine ayrı ayrı kafeslere konuyor ama, bu defa kafesler camdan, şeffaf, maymunlar birbirini görüyor, yine küçük pencereleri var, bu pencerelerden her iki maymuna birer çakıltaşı veriliyor, sonra bu çakıltaşını iade etmeleri karşılığında birer üzüm tanesi veriliyor, çakıltaşını iade eden üzümü alıyor, 15 defa bu şekilde tekrarlanıyor, çakıltaşını veriyor, üzümü alıyor, hiç sorun yok, 15 defadan sonra değişiklik yapılıyor, maymunlardan birine üzüm veriliyor, öbürüne salatalık veriliyor, daha ilk defasında ne oluyor biliyor musunuz… Öbürü üzüm alırken, kendisine salatalık verilen maymun, salatalığı verenin kafasına fırlatıyor!

Acaba tesadüf mü diye gene deniyorlar?

Gene aynı tepkiyi veriyor.

Gene deniyorlar, aynı.

Salatalığı asla yemiyor, kendisine hıyar muamelesi yapanın kafasına fırlatıyor!

Biliminsanı olmaya gerek yok.

Hatta, insan olmaya bile gerek yok.

Maymun bile “haksızlığa” tahammül edemez.

Akp'nin iktidara gelmesindeki temel sebep, işte bu “haksızlık” duygusuydu.

Haksızlığa uğradığını düşünen, mağdur edildiğini düşünen, siyasi, hukuki, ekonomik eşitsizliğe maruz kaldığını düşünen, ikinci sınıf muamelesi gördüğünü düşünen ve böyle düşünmek için haklı sebepleri olan kitleler, Akp'yi iktidara taşıdı.

Bugün?

Toplumsal adalet vaadeden o mağdur parti gitti… Yazlık/kışlık saraylarda oturan, makam uçağı filosuyla gezen, üç beş yerden maaş alan, kocasının şirketinden kendi bakanlığına milyonlarca liralık mal alacak kadar pişkinleşen, bizzat Akp bakanı tarafından “hırsız çuvalı” benzetmesi yapılan, iktidar gücünün şımarıklığıyla polise bile şerefsiz diyecek kadar hoyratlaşan, cami avlusunda simit kırıntısıyla güvercin besler gibi, vatandaşın kafasına çay fırlatan, yoksul kadınlar 250 lira yevmiye alabilmek için çıplak ayaklarıyla falakaya yatmaya bile razı olurken, 12 bin liralık ayakkabıyla dolaşan, siyasete tabanı delik köseleyle girmekle övünüp, terfi ettiği Ferragamolarını Balenciagalarını gözümüze sokmaktan tuhaf bir haz duyan, genel merkezinde kokainci çalıştıran, elde kadehle jakuzilerde, revü kızlarıyla poz verilen, mutaasıp yaşam biçiminden gösteriş tüketiminin esiri tesettür sosyetesine savrulan, Osmanlı köşklerindeki varaklı dekorlarda, Swarovski kristalleriyle süslü padişah koltuklarında, düşeslere baroneslere özenerek türbanın üstüne tüylü şapka konduran, altın kaplamalı pasta yiyerek, kırk günlük bebeğe bile tek taş pırlanta takan, mahremiyet duygusundan bedevi görgüsüzlüğüne, alkolsüz mojitolara, helal etiketli şampanyalara, chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie'lere sürüklenen, bir lokma bir hırka derken, iftar sofralarını bile şarkıcılarla türkücülerle gazinoya çeviren, Sedat Peker'in takır takır anlattığı gibi, uyuşturucu gemileriyle, casinolardaki rulet masalarıyla, küresel karaparacılarla, karanlık oligarklarla, ithal mafyayla, fuhuşla, rüşvetle, çantacı gazetecileriyle anılan bir parti haline geldi.

Fahiş hatalarıyla fahiş etiketlere sebep olan, deveyi havuduyla götürürken, millete cüz'i maaşları reva gören bir parti haline geldi.

E, geldiği gibi gidecek.

Çünkü, herkes muhalefet yenecek sanıyor ama…

Akp'yi iktidar yapan insanlarımız bizzat yenecek Akp'yi.

Kaynak: Yılmaz Özdil'in yazısının tamamı Sözcü'de