Yılmaz Özdil tartışma yarattı: Cumhuriyet'in anca cenaze namazı kılınır!

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil köşesinden tartışma yaratacak bir yazı yazdı. AKP dönemindeki Kültür politikalarını eleştirerek bakın neler söyledi.

Yılmaz Özdil tartışma yarattı:  Cumhuriyet'in anca cenaze namazı kılınır!
Yayınlanma Tarihi : 09 Eylül 2021 16:51

Muhalif medyanın en sert kalemlerinden olan Yılmaz Özdil yine kalemini çok ağır konuşturdu.

Uzun bir süredir izinde olan Yılmaz Özdil yeni yazılarıyla Sözcü'ye geri döndü. Köşesinden bu kez AKP'nin kültür politikalarını hedef aldı.

Ferhan Şensoy'un vefatı üzerine de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz Özdil ses getirecek bir çıkış yaptı. Cumhuriyetle ilgili değerlendirmeleri ise gündeme oturan başka bir detaydı.

Yazısını okuyan adeta bir kitap okumuş gibi oldu. Öylesine uzun bir yazı oldu ki okuyan bir solukta okudum değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz Özdil'in uzun bir aranın ardından böylesine uzun bir yazıyla geri dönmüş olması gerçekten de ses getirecek türden oldu. 

İşte Yılmaz Özdil'in Sözcü'deki yazısından bazı bölümler:

Ve, Ferhan Şensoy'u da kaybettik.

2002 yılının kasım ayında, sanatı ve sanatçıyı adeta düşman gibi gören Akp zihniyeti iktidara geldikten sonra, ilk, Melih Cevdet Anday'ı kaybetmiştik.


 
Uyumayacaksın

memleketinin hali seni seslerle uyandıracak

oturup yazacaksın

çünkü sen artık o sen değilsin


 
sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin

durmadan sesler alacak, sesler vereceksin

uyuyamayacaksın

düzelmeden memleketin hali

düzelmeden dünyanın hali

gözüne uyku giremez ki…

uyumayacaksın

bir sis çanı gibi gecenin içinde

taa gün ışıyıncaya kadar

vakur, metin, sade,

çalacaksın

Orhan Veli ve Oktay Rıfat'la birlikte Garip Akımı'nı ortaya çıkarmıştı, “sizleri alışılmış şeylerden şüpheye davet ediyoruz” diyerek, uyarmıştı… “Düzelmeden memleketin hali, uyumayacaksın, bir sis çanı gibi gecenin içinde, taa gün ışıyıncaya kadar!”

Kerem Yılmazer'i kaybettik, sırtını sıvazladığımız köktendinci teröristlerin İstanbul'un göbeğinde patlattığı bombalarla kaybettik.

“Ben hâlâ Kuvayı Milliye eriyim” diyen, yaşı Cumhuriyet'ten büyük ressamımız Avni Arbaş'ı kaybettik.

Şairlerin özgür ruhlu aşkı Tomris Uyar'ı, ses ustası Kerim Afşar'ı, efsane vamp Aysel Tanju'yu, sinema emekçisi Kazım Kartal'ı kaybettik.

Avanak Avni'nin babası Oğuz Aral'ı, Toroslor gibi Tendürek gibi Erciyes gibi dimdik bir adam Cem Karaca'yı, ilk kadın opera sanatçımız Semiha Berksoy'u, Cilalı İbo'muz Feridun Karakaya'yı, iyi kalpli kötü adam Hüseyin Baradan'ı, Arap bacımız Tevfik Gelenbe'yi, tiyatro duayenlerimiz Necdet Mahfi Ayral, Kamuran Usluer, Haluk Kurdoğlu ve İsmet Ay'ı, yaylı tamburu öksüz bırakan Ercüment Batanay'ı, mevlidhanımız Kani Karaca'yı, ne kötü bir yıldı 2004 kardeşim, Şükran Kurdakul'u, Çetin Alp'i, Atilla İçli'yi, Baki Tamer'i, Mehmet Günsür'ü, Turgut Atalay'ı, Vedat Günyol'u, Turgut Atalay'ı, sıra geceleri geleneğinin unutulmazı Kazancı Bedih'i, Türk halk müziğinin huma kuşu Nezahat Bayram'ı kaybettik. Anıtsal heykeltıraşımız Tankut Öktem'i kaybettik.

Yerlerini doldurabilmek mümkün oldu mu?

An gelir

paldır küldür yıkılır bulutlar

gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet

o eski heyecan ölür

an gelir

biter muhabbet

çalgılar susar

heves kalmaz

şataraban ölür

Geldi maalesef o an, Attila İlhan'ı kaybettik.

Anadolu kadını portrelerini hafızamıza mıh gibi çakan Nuri İyem'i, toplum kültürümüzün librettosu Jak Deleon'u, Türk popunun “çoban yıldızı” Melih Kibar'ı, Karadeniz'in asi çocuğu Kazım Koyuncu'yu, Yeşilçam'dan Ömer Kavur'u Hulki Saner'i Efkan Efekan'ı Tanju Korel'i Bilal İnci'yi Yıldırım Gencer'i, Süper Baba-İkinci Bahar-Yabancı Damat gibi rekortmen senaryoların büyük kalemi Sulhi Dölek'i, Samanyolu, Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar, Nasıl Geçti Habersiz O Güzelim Yıllarım ve Buruk Acı'nın söz yazarı ve bestecisi Teoman Alpay'ı, filmlerdeki ünlülerin gerçek sesi Pekcan Koşar'ı, Türk sanat müziğinin dinlemeye doyamadığımız Melahat Pars'ı Recep Birgit'ini kaybettik.

Duygu Asena'yı kaybettik.

Erdal Öz'ü kaybettik.

Atıf Yılmaz'ı kaybettik.

Öykülerinden ilham aldığımız Muzaffer Buyrukçu'yu, “Zeytin Gözlüm” Selahattin İçli'yi, karikatürün efendisi Semih Balcıoğlu'nu kaybettik.

Norah Jones'u Bee Gees'i Diana Ross'u Aretha Franklin'i Barbra Streisand'ı Phil Collins'i meşhur eden, 12 kez Grammy Ödülü kazanan Arif Mardin'i… Ray Charles'ın Miles Davis'in yapımcılığını üstlenen, Rolling Stones, Led Zeppelin, Frank Zappa, Genesis, Stevie Wonder'ı müzik dünyasına kazandıran, Amerikan Kongre Kütüphanesi tarafından “yaşayan efsane” unvanıyla onurlandırılan, Katibim'i Amerikan müziğine kazandıran Ahmet Ertegün'ü kaybettik.

Bir Arif Mardin daha, bir Ahmet Ertegün daha var mı?

Çizgilerle Nazım Hikmet'i anlattıkları için, 12 Eylül darbesinde, değerli ağabeyim Müjdat Gezen'le birlikte tutuklanarak, ayağına pranga vurulan Savaş Dinçel'i kaybettik.

Lale Oraloğlu'nu, Orçun Sonat'ı, Hababam Sınıfı'nın Tulum Hayri'si Cem Gürdap'ı, caz prensesi Nükhet Ruacan'ı, ah be çocuk ahh, Barış Akarsu'yu henüz 28 yaşında kaybettik.

Söyle sevda içinde türkümüzü

aç bembeyaz bir yelken

neden herkes güzel olmaz,

yaşamak bu kadar güzelken?

İnsan, dallarla, budaklarla bir

aynı maviliklerden geçmiştir

insan nasıl ölebilir,

yaşamak bu kadar güzelken?

Türk şiirinin yüce dağı Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı kaybettik.

La diva Turca, yüzyılın en önemli sopranolarından Leyla Gencer'i kaybettik.

Çılgın kız Aysel Gürel'i kaybettik.

Beyaz perde efsaneleri Orhan Günşıray'ı Kenan Pars'ı, tiyatromuzun ustaları Suna Pekuysal'ı Hadi Çaman'ı, Türkiye'nin ilk özgün film müziğini üreten Nedim Otyam'ı, Avni Anıl'ı Semahat Özdenses'i Necdet Tokatlıoğlu'nu Ahmet Sezgin'i kaybettik.

Bir kırlangıç / bir su birikintisi / bir parça gök / bir şiirden düşmüş olmalı bunlar / böyle diyordu yoldan geçen biri… Türk şiirinin uç beyi İlhan Berk'i kaybettik.

Birlikte çalışma onurunu yaşadığım, kulağıma küpe nasihatlarını daima hatırladığım, karikatürün bambaşka ustası Eflatun Nuri'yi kaybettik.

Kahramanlık türkülerimizin davudi sesi Hasan Mutlucan'ı kaybettik.

Ciguli'yi kaybettik.

Usta unvanı bile hafif kalır, Gazanfer Özcan'ı kaybettik.

Cüneyt Gökçer'i, Aykut Oray'ı, Yaman Tarcan'ı kaybettik.

Nezihe Araz'ı Nezihe Meriç'i kaybettik.

Atatürk Oratoryosu'nun Gılgamış Operası'nın Hürrem Sultan Balesi'nin bestecisi Nevit Kodallı'yı kaybettik.

Muhteşem filmler yöneten Halit Refiğ'i Zeki Ökten'i Yücel Çakmaklı'yı, Türkiye'nin ilk kadın Türk halk müziği solisti Neriman Altındağ Tüfekçi'yi, opera sanatçımız Ayhan Aydan'ı, Kurtalan Ekspres'in muhteşem gitaristi Bahadır Akkuzu'yu, Adı Bahtiyar, Yorgun Demokrat, Hani Benim Gençliğim Anne, sözcüklerin sihirbazı Yusuf Hayaloğlu'nu, Keloğlan'ın yoldaşı Aydın Babaoğlu'nu kaybettik.

Çizgiyle mizahın Turhan Selçuk'unu Bülent Düzgit'ini İsmail Gülgeç'ini kaybettik.

Yöneten, canlandıran, seslendiren Ecdet Akışık'ı kaybettik.

İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Farsça, Latince bilen, çevirmen ve yazar Şiar Yalçın'ı kaybettik.

800'den fazla besteye imza atan Selmi Andak'ı, dört tane Altın Portakal'ı olan Yılmaz Duru'yu, heykeltıraşımız Zerrin Bölükbaşı'nı, ressamlarımız Ömer Uluç'u Ferruh Başağa'yı kaybettik.

Kıvırcık Ali'yi kaybettik.

Madam Butterfly, opera sanatçımız Mesude Çağlayan'ı kaybettik.

Seramik sanatımızın rol modeli Ümran Baradan'ı kaybettik.

Müşfik Kenter'i kaybettik.

Erol Günaydın'ı kaybettik.

Orhan Boran'ı kaybettik.

Metin Erksan'ı kaybettik.

Berkant'ı kaybettik.

Pop-caz kraliçemiz Ayten Alpman'ı kaybettik.

Jön Türklerimizden Ekrem Bora'yı kaybettik.

Mücap Ofluoğlu'nu, Erol Kardeseci'yi, Kaynanalar'ın Nöri Kantar'ı Tekin Akmansoy'u, Nöriye Kantar'ı Leman Çıdamlı'yı kaybettik, Meral Okay'ı, Cüneyt Türel'i, Ergin Orbey'i, Tuncer Sevi'yi, Hamit Haskabal'ı, Evin Esen'i, Ünsal Emre'yi, Baykal Kent'i, Yusuf Kurçenli'yi, Türk musikisinin babalarından Rahmi Kalaycıoğlu'nu, çocuk edebiyatının örnek yazarı Güngör Gençay'ı, Abdurrahim Karakoç'u kaybettik.

Unesco'nun yaşayan insan hazinesi ilan ettiği, bozkırın tezenesi, Neşet Ertaş'ı kaybettik.

Sev Kardeşim, Hayat Bayram Olsa, Şenay'ı kaybettik.

Yaşayan en pahalı ressam Burhan Doğançay'ı kaybettik.

Tiyatromuzun duayeni Metin Serezli'yi kaybettik; benim için tarifsiz onurdur, Metin ağabeyin yönetmenliğini yaptığıson oyun, İsim Şehir Hayvan isimli kitabımdan sahnelenen kabareydi.

Nejat Uygur'u kaybettik.

Tuncel Kurtiz'i kaybettik.

Romantizm öksüz kaldı, Ferdi Özbeğen'i kaybettik.

Arabesk yetim kaldı, Müslüm Gürses'i kaybettik.

Zafer Önen'i, İsmet Hürmüzlü'yü, Osman Gidişoğlu'nu, Dinçer Çekmez'i kaybettik.

Türkiye'den Nobel Edebiyat Ödülü'nü aday gösterilen ilk kadın yazar Leyla Erbil'i kaybettik.

Şu Çılgın Türkler, değerli hocam Turgut Özakman'ı kaybettik.

Adnan Şenses'i kaybettik.

Çolpan İlhan'ı, Altan Günbay'ı, Selçuk Uluergüven'i, soyut resim duayenlerinden Erdal Alantar'ı, şair Adnan Azar'ı, opera sanatçımız Ayhan Baran'ı, büyüleyici senarist Ayşe Şasa kaybettik.

Cumhuriyet'in divası Müzeyyen Senar'ı kaybettik.

Levent Kırca'yı kaybettik.

Yaşar Kemal'i kaybettik.

Zeki Alasya'yı kaybettik.

Bedri Koraman'ı kaybettik.

Afet Ilgaz'ı kaybettik.

Erol Büyükburç'u kaybettik.

Kayahan'ı kaybettik.

Fikret Otyam'ı kaybettik.

Memduh Ün'ü kaybettik.

Gültan Akın'ı kaybettik.

Behiye Aksoy'u, Yılmaz Köksal'ı, Sümer Tilmaç'ı, Atilla Arcan'ı, Ayla Gürses'i, Keriman Davran'ı, Oğuz Oktay'ı, Hakkı Kıvanç'ı, Fikret Şeneş'i kaybettik.

Atilla Özdemiroğlu'nu kaybettik.

Gönül Ülkü Özcan'ı, Ercan Yazgan'ı, Üstün Asutay'ı, Hikmet Karagöz'ü, Yalçın Menteş'i, Aytaç Arman'ı, Erdal Tosun'u, Ayberk Atilla'yı, Oya Aydoğan'ı, Vedat Türkali'yi, Naşide Göktürk'ü, Nuray Hafiftaş'ı, Devran Çağlar'ı kaybettik.

Yüreğimdeki boşluğu her geçen biraz daha büyüyor, canım ağabeyim Tarık Akan'ı kaybettik.

Halit Akçatepe'yi kaybettik.

Ayşen Gruda'yı kaybettik.

Münir Özkul'u kaybettik.

Engin Cezzar'ı kaybettik.

Ara Güler'i kaybettik.

Umur Bugay'ı kaybettik.

İnsanın anayurdu çocukluğudur, Ülkü Tamer'i kaybettik.

Heykelin büyük ismi Ali Teoman Germaner'i, şovmen kavramının öncüsü Celal Şahin'i kaybettik.

Gülemedim şöyle bir gün

senelerim geçti sürgün

gönül sevdiğine dargın

aha geldim, gidiyorum

Milli duyguların sesi Ozan Arif'i kaybettik.

Sokağa çıkarken elimize birer dilim salça sürülmüş ekmek tutuşturulan, televizyonları siyah beyaz ama rengarenk yıllarımızın vicdanlı çocuğu Ömercik'i kaybettik.

Çizgi roman kahramanımız Karaoğlan, Suat Yalaz'ı kaybettik.

Huysuz Virjin, korkaklar coğrafyasında tanıdığım en cesur insanlardan biriydi, Seyfi Dursunoğlu'nu kaybettik.

Muhterem Nur'u kaybettik.

Ayşegül Atik'i kaybettik.

Taklit bile edilemez seviyede özgün olan, müziğimizin anıt ismi, Timur Selçuk'u kaybettik.

Türk rock müziğinin öncülerinden Erkut Taçkın'ı kaybettik.

Harun Kolçak'ı kaybettik.

Adalet Ağaoğlu'nu kaybettik.

Erol Toy'u Muzaffer İlhan Erdost'u Oruç Aruoba'yı Demir Özlü'yü kaybettik.

TRT müzik dairesinin kurucusu Muammer Sun'u kaybettik, İnci Çayırlı'yı, Hüner Coşkuner'i, Serpil Barlas'ı, Yıldız Ayhan'ı, Hasan Saltık'ı, Selçuk Tekay'ı kaybettik.

Erol Keskin'i, Nedret Güvenç'i, canım ağabeyim Nusret Çetinel'i, Mehtap Ar'ı, asıl adı Atina Miloharakti olan, tiyatro-sinema oyuncumuz Ayla Karaca'yı, Handan Ertuğrul'u kaybettik.

(Baskıya yetiştirme telaşıyla mutlaka ismini atladıklarım olmuştur, aziz hatıralarından özür dilerim.)

Klarneti konuşturan adam, Mustafa Kandıralı'yı kaybettik.

Eşimden izin alarak aşık olduğum muhteşem kadın, Yıldız Kenter'i kaybettik.

Yeşilçam'ın gelmiş geçmiş en büyük devlerinden, Karaoğlan, Tarkan, Kartal Tibet'i kaybettik.

Rasim Öztekin'i kaybettik.

Ve, Ferhan Şensoy'u kaybettik.

Akp döneminde kaybettiğimiz bankalar, fabrikalar, limanlar, madenler, santrallar, gün gelir geri alınır.

Akp döneminde kaybettiğimiz sanatçıların yeri doldurabilir mi?

Elbette, tiyatrodan sinemaya, müzikten resime, edebiyattan heykele, pırıl pırıl genç yeteneklerimiz var ama… Kendilerini gösterebilecek, toplumla buluşabilecek, toplumu besleyebilecek ortamları kaldı mı?

Biat etmezsen, televizyon kanalı mı kaldı?

Tiyatro sahnesi mi bırakıldı?

Sergi salonu?

Yandaş olmazsan, dilediğin şehirde konser verebilir misin?

Sanatı adeta düşman gören tarikat-cemaat-zırcahil atmosferi, Türkiye'nin kültür sanat iklimini kurutuyor, ruhumuzu yeşerten estetik duygularımızı, ot bitmeyen bedevi çölüne çeviriyor.

Mal, mülk, para fanidir.

Ömrümüzün bakiyesinden bize sadece, sanattan, sanatsal faaliyetlerden aldığımız haz kalır.

Müzik lazım.

Şiir lazım.

Resim lazım.

Heykel lazım.

Roman lazım.

Tiyatro lazım.

“Sanat karın doyurmaz” diyen homongoloslara, aslında yeterince sanat olmadığı için “aç” kaldığı anlatılmalıdır.

Cumhuriyet devrimi, kültür sanat üzerine kuruludur.

Diyanet bütçesi kültür bütçesinin yüz misli olan Cumhuriyet'in anca cenaze namazı kılınır!