Fatih Altaylı'dan dikkat çeken iddia: Cem Küçük'ü Rasim Ozan Kütahyalı mı tutuklattı?

Gazeteci Fatih Altaylı, tutuklu bulunan Rasim Ozan Kütahyalı’nın itirafçı olarak Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya’nın adını verdiğini ileri sürdü. Altaylı, mevcut dosyadaki para transferlerinin buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu iddia etti.

Fatih Altaylı'dan dikkat çeken iddia: Cem Küçük'ü Rasim Ozan Kütahyalı mı tutuklattı?
Yayınlanma Tarihi : 07 Ağustos 2026 23:02

14 Mayıs’ta 21 ilde düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı ile ilgili yargı süreci devam ederken, Gazeteci Fatih Altaylı dikkat çeken bir iddiada bulundu. Altaylı, yürütülen finansal inceleme ve soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Kütahyalı’nın itirafçı olduğunu iddia etti.

Altaylı’nın iddiasına göre, son süreçte tutuklanan gazeteciler Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya hakkındaki dosyanın temelini Kütahyalı’nın verdiği ifadeler oluşturuyor. Soruşturmada paylaşılan bilgi ve para transferlerinin henüz başlangıç seviyesinde olduğunu belirten Altaylı, önümüzdeki günlerde yeni operasyon dalgalarının yaşanabileceğine işaret etti.

İşte Altaylı'nın yazısından öne çıkanlar:

"Rasim Ozan Kütahyalı ile başlayıp, Cem Küçük ile devam eden, Tahir Sarıkaya’nın tutuklanmasıyla genişleyen ve daha başka yerlere de gideceği artık aşikar hale gelen soruşturma ile ilgili küçük bir soruşturma yaptım.

Konuya hakim bazı isimlerle konuştum. Önce şunu söyleyeyim, ben bu üç kişiyle hayatımda bir kez bile konuşmadım, telefonlaşmadım, ellerini sıkmadım, Kütahyalı’yı Sinan Çetin’in kafesinde çalışırken bir kez gördüm.

Cem Küçük’le Habertürk’e program yaptırdıkları sırada birkaç kez karşılaştım, selamlaşmadım bile. Tahir Sarıkaya’yı ise hiç görmedim hatta adını bile pek bilmiyordum doğrusunu isterseniz.

Son gelişmeler ve bu soruşturmanın nereye gidebileceği konusunda fikir sahibi olabilmek için birkaç gündür meseleye hakim birkaç kişiyle görüştüm.

Öğrenebildiklerim şöyle:

Bunlar birkaç yıl öncesine kadar bir ekip olarak hareket ediyorlarmış ve iktidara yakın medyadaki bazı isimlerin ve yöneticilerin kontrolü altındaymışlar. Ancak önce Rasim Ozan Kütahyalı bu ekipten dışlanmış. Nedeni kimine göre açgözlülük, kimine göre paylaşmada adaletsiz davranması, kimine göre fazla geveze olması, kimine göre para için başka işlere de bulaşması, kimine göre de medyadaki muhalif isimlerle ve CHP’lilerle de fazla görüşmeye başlaması olmuş.

Bu dışlanmadan sonra Kütahyalı’nın serseri mayına dönüştüğü, çok farklı kesimler tarafından kullanılmaya başlandığı ve onu kullananların da uyarılması üzerine tam olarak sahipsiz kaldığı söyleniyor. Bu arada bugün ortaya çıkan pek çok meseleyi, Kütahyalı bir süredir yakın çevresi ve hatta iktidara pek de yakın olmayan isimlerle de paylaşıyor, Tahir Sarıkaya, Cem Küçük ve bir yayın yönetmeni hakkında çok açık suçlamalar yöneltiyormuş.

"Zaten Sevilmeyen ve Güvenilmeyen Bir İsimmiş"

Cem Küçük ise iktidar çevrelerinde zaten sevilmeyen ve güvenilmeyen bir isimmiş. Kendisine derin devlet süsü vermesi rahatsızlık yarattığı gibi, tehdit ve şantaj iddiaları AK Parti’nin siyaset ve bürokrasideki önemli isimlerinin de kulağına gitmekle kalmamış, bunlarla ilgili şikayetler de olmuş. Çalıştığı kanala da bu yönde çokça uyarı yapılmış. Kanal yöneticileri de uzun süredir gelen bu uyarıların artık bir soruşturmaya döneceğini kesin olarak anlayınca işine son verilmiş.

Adını daha önce pek duymadığım Tahir Sarıkaya ise aslında bir tür PR ajansı gibi çalışırmış. Sadece iktidar yanlısı gazetecilerle değil, ortada duran hatta muhalif isimlerle de yakın diyaloğu varmış. Gazeteciler ile belediyeler arasında ilişkileri düzenler, ısmarlama röportajlar ve haberler yaptırır, bunların bazıları için ödemeleri organize edermiş. Gazetecilik kisvesi, onun bu işleri yürütebilmek için kullandığı bir kılıftan ibaretmiş. Bana bunları söyleyen biri, “Sarıkaya’nın telefon kayıtlarına bakılırsa hiç ummadığınız insanlarla bile diyalog içinde olduğu ortaya çıkar. Bu elbette o insanların Sarıkaya ile akçeli işler yaptığı anlamına gelmez ama kendini korumak için muhaliflerle bile çok sıkı fıkıydı” dedi.

Peki bu lağım nasıl patladı?

Yine anlatılanlara göre ortada bir “itirafçı” var.

"Rok Yakında Tahliye Olabilir"

Savcıların elindeki itirafçı metnini görenlere göre bu itirafçı kuvvetle muhtemel Rasim Ozan Kütahyalı. Pek çok bilgi vermiş ve “Bu yüzden yakında tahliye edilebilir” diyorlar.

Maddi menfaatler başlangıçta ayakkabı, takım elbise gibi ufak tefek şeyler gibi görünüyordu. Ben de şaşkınlıkla izliyordum. Ancak konu tam da böyle değil gibi görünüyor. “Çok daha büyük paralar söz konusu. Aslında bir buzdağı var. Miktarlar çok çok büyük. Milyonlar aktarılmış. Bazı isimlere düzenli ödeme yapılmış. Deştikçe çıkıyor. Savcılık çok detaylı bir çalışma yapıyor. Birisi çomak sokmaz ise iş çok büyüyebilir” diyorlar.

Cem Küçük son halka olsun diyenler yanıldı. Zincir uzayacak gibi görünüyor. Meseleyi bilen biri “Sadece para, tehdit, şantaj, güç simsarlığı, ilişki simsarlığı değil. Çok boyutlu bir inceleme var. Bunların İsrail bağlantıları, Adnan Oktar ilişkileri de inceleniyor. Parasal taraf daha kolay çözülüyor ama diğer tarafa da bakılıyor” dedi.

Peki, bu işin içinde kimler var ve zincir daha ne kadar uzar?

Aldığım yanıt şöyle:

“Tahir Sarıkaya üzerinden çok geniş bir gazeteci kesimine bakılıyor. Ancak burada çeteleşen, birlikte hareket eden kadro şimdilik daha kısıtlı. Bir genel yayın yönetmeni, birçok ünlü spor yorumcusu ve iki gazeteci var. Bu ekibe alan açanlara da ayrıca bakılıyor.”

Şimdilik öğrenebildiklerim bunlar.

"Bir Miktar “Arınma” Burada Gerçekleşir"

Bu operasyonu yapanları alkışlıyorum.

Medyadaki böyle pislikler yüzünden, muhalif ya da iktidara yakın fark etmez pek çok düzgün, namuslu, edepli gazeteci de aynı pis çukurun içindeymiş gibi görünüyor, meslek rezil oluyordu. Belki tam olmasa da bir miktar “arınma” burada gerçekleşir.

Umarım bu soruşturma gittiği yere kadar gider, birileri soruşturmaya çomak sokmaz."