İstanbul denildiğinde tarihi yapıları keşfetmek isteyenlerin rotası çoğu zaman Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı çevresinde şekilleniyor. Oysa kentin biraz daha sakin sokaklarına doğru ilerlediğinizde İstanbul'un yüzyıllara yayılan geçmişini çok daha farklı bir atmosferde hissettiren yerlerle karşılaşmak mümkün. Fatih'in Edirnekapı tarafında bulunan Kariye de bunların başında geliyor.
Gazeteci Sadık Şimşek, İstanbul'un tarihi semtlerini keşfetmeye devam ediyor. Bu kez rotamız, özellikle mozaikleri ve freskleriyle dünya çapında tanınan Kariye.
Kariye'yi ziyaret ettiğimde ilk dikkatimi çeken şey, yapının büyüklüğünden çok taşıdığı tarihsel yoğunluk oldu. İstanbul'da bazı yapılar vardır; içeri girdiğinizde yalnızca eski bir bina görmezsiniz. Farklı dönemlerin aynı mekânda bıraktığı izleri takip etmeye başlarsınız. Kariye tam olarak böyle bir yer.
KARİYE'NİN HİKÂYESİ YÜZYILLAR ÖNCESİNE UZANIYOR
Kariye'nin geçmişi Doğu Roma dönemine kadar gidiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Kültür Portalı'nda yer alan bilgilere göre yapı, bir dönem büyük bir yapı topluluğu olan Khora Manastırı'nın merkezindeki kiliseydi. "Khora" kelimesi eski Yunancada "kent dışı" veya "kırsal alan" anlamına geliyor. Kariye adı da Khora kelimesinin Türkçeleşmiş biçimi.
Yapının kesin ilk inşa tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunmasına karşın, 6. yüzyılda İmparator Justinianos döneminde daha eski bir şapelin yerine yeniden yaptırıldığı biliniyor. 11. yüzyılın sonlarında yeniden inşa edilen yapı, özellikle 14. yüzyılda gerçekleştirilen çalışmalarla bugün sanat tarihi açısından taşıdığı büyük öneme kavuştu.
Kariye'nin hikâyesini ilginç kılan noktalardan biri de İstanbul'un geçirdiği büyük değişimlerin neredeyse tamamından izler taşıması.
İstanbul'un fethinden sonra bir süre kilise olarak kullanılmaya devam eden yapı, 1511 yılında Sultan II. Bayezid döneminde Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrildi. 1945'te müze statüsü verilen Kariye, 2020 yılında alınan kararla yeniden cami statüsüne geçti.
KARİYE'Yİ ASIL ÖZEL KILAN MOZAİKLERİ
Kariye'ye yalnızca tarihi bir yapı gözüyle bakmak büyük bir eksiklik olur. Burayı İstanbul'daki pek çok tarihi eserden ayıran en önemli özelliklerden biri, iç mekânındaki mozaik ve freskler.
Özellikle 14. yüzyıla tarihlenen eserler, Doğu Roma sanatının son döneminin en önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Duvarlarda, kemerlerde, tonozlarda ve kubbelerde yer alan kompozisyonlarda Hz. İsa ve Hz. Meryem'in yaşamından sahneler bulunuyor. Parekklesion olarak adlandırılan şapel bölümündeki freskler de yapının en dikkat çekici sanat eserleri arasında.
Burada insanı etkileyen yalnızca eserlerin yaşı değil. Figürlerin hareketleri, yüz ifadeleri ve kompozisyonlardaki ayrıntılar, yüzlerce yıl önce ortaya konulan sanat anlayışının ne kadar ileri olduğunu gösteriyor.
Üstelik Kariye oldukça büyük bir yapı değil. Belki de tam bu nedenle mozaik ve fresklerle ziyaretçi arasında daha yakın bir ilişki kuruluyor. Devasa bir yapının içerisinde kaybolmak yerine ayrıntılara daha fazla odaklanabiliyorsunuz.
MOZAİKLER YILLAR SONRA YENİDEN ORTAYA ÇIKARILDI
Kariye'nin sanat eserlerinin günümüze ulaşmasının arkasında uzun bir restorasyon hikâyesi de bulunuyor.
Yapı camiye çevrildikten sonra figürlü mozaik ve fresklerin bir bölümü farklı yöntemlerle kapatılmıştı. 1948-1958 yılları arasında Amerikan Bizans Enstitüsü tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda bu eserler yeniden ortaya çıkarıldı.
Bugün Kariye'yi gezerken gördüğümüz eserlerin önemli bir bölümünü bu çalışmalar sayesinde ayrıntılı biçimde incelemek mümkün hale geldi.
NEDEN KARİYE'Yİ ZİYARET ETMELİSİNİZ?
Bana göre Kariye'yi görülmesi gereken yerlerden biri yapan en önemli özellik, İstanbul'un tarihini tek bir döneme hapsetmemesi.
Burada Doğu Roma'nın dini mimarisini, yüzyıllar önce yapılmış mozaikleri, Osmanlı dönemindeki dönüşümü ve Cumhuriyet dönemindeki restorasyon çalışmalarını aynı yapı içerisinde okuyabiliyorsunuz.
Üstelik Kariye'nin bulunduğu bölgenin atmosferi de deneyimin bir parçası.
Sultanahmet çevresindeki yoğun turistik hareketlilikten uzaklaşıp Fatih'in eski mahallelerinin arasına girdiğinizde İstanbul'un başka bir yüzü ortaya çıkıyor. Kariye'ye yapılacak geziyi yalnızca bir yapı ziyareti olarak değil, Edirnekapı ve çevresini kapsayan küçük bir İstanbul yürüyüşüne dönüştürmek çok daha keyifli olabilir.
İSTANBUL'UN GÖSTERİŞSİZ AMA ETKİLEYİCİ DURAKLARINDAN
İstanbul'da yaşarken bazen tarihi yapıların yanından günlük hayatın telaşı içerisinde geçip gidiyoruz. Kariye ise insana biraz yavaşlaması gerektiğini hatırlatan yerlerden.
Duvarlara baktığınızda yüzlerce yıllık sanat eserlerini, dışarı çıktığınızda ise İstanbul'un yaşayan mahallelerinden birini görüyorsunuz.
Ayasofya ve Sultanahmet kadar geniş kitlelerin gezi rotasının merkezinde olmayabilir ancak tarih, mimari ve sanatla ilgileniyorsanız Kariye'yi İstanbul listenize mutlaka eklemenizi öneririm.
Benim için Kariye'nin en etkileyici tarafı da tam olarak burada ortaya çıkıyor: İstanbul'un tarihini büyük meydanlardan değil, daha sakin bir köşesinden anlatıyor.
Sadık Şimşek